Scarliface

Scarliface
@Scarliface
Serbest
Üniversite
Bursa
Ankara
73 okur puanı
Kasım 2019 tarihinde katıldı
Hikâyeler
7/10
·280 syf.··
2022 6. kitabı
Seçkin yazarlardan (bazısı kadın), erkeklere ait, içi yalnızlık ve hüzünle dolu öyküler. Doğrusu hikaye kitabı oluma fikri bana hep güzel gelse de okumaya başladığımda maalesef çok hızlı gitmiyor. Çünkü öykülerdeki hayatlara sürekli girip çıkmak sonra yenisine girmek o kadar da kolay değil. O kısa yolculukta yoğun metaforlarda bazen yorucu oluyor. Ama içersinde içinizi ısıtacak, sizi hüzünlendirecek çok sayıda hayat var ve bu yaşam yolculuğunda size mutlaka dokunuyor. Kadın yazarların erkek hikayelerini özellikle "Balık Kraker" i çok beğendim. Bazı hikayeleri deneyimlemiş bile olabilirsiniz, ama özellikle yaşlılıkla ilgili olanlar biraz da ürkütücü. Örneğin usta yazar Necati Cumalı'dan: "Tabutları hep dilsiz görürüm. Boş bir kafes, boş bir sandalye görsem, çırpınan bir kuşu, az önce oturup kalkmış bir kadını, bir erkeği anımsarım da tabutla yaşam arasında küçük bir çağrışım kuramam." Bu ve bunun gibi altı çizilecek çok alıntı da yapabileceğiniz bu kitap yavaş yavaş okumayı düşünürseniz keyifli bir edebiyat yolculuğu olacaktır. Bunu kadın erkek herkes için söyleyebilirim...
Edebiyat
Erkekler YalnızlıklarMurathan Mungan · Metis Yayınları · 2021239 okunma
Reklam
Klasik Olmak
9/10
·176 syf.··
2021 4. kitabı
Modern Klasikler arasında geçen bu romanı yalnızca boyutları ufakça diye aldım, ayrıca konusu Leonardo olunca elim daha çok gitti. Leo Perutz'da hiç bilmediğim bir yazardı (Cahillik işte). Okumaya başladığım ilk andan itibaren hoş bir sürprizle karşılaştım. Aslında Leonardo'nun hayatını filan da anlatmıyor yazar ve romanda Leonardo aslında bir yan karakter. Bununla beraber çok iyi kurgulanmış, anlatım dili çok iyi olan (çevirmenin de eline sağlık), dönemini çok iyi yansıtan, "Son Akşam Yemeği" tablosu hakkında çok şey öğrendiğiniz, çoğunlukla da sizi araştırmaya sevk eden bir roman çıktı karşıma. Şunu anladım ki boşuna "klasik" olunmuyor. Hep yaptığımız hatalar en çok satan veya çok satan romanlara yönelmektense böyle süprizler bana daha çok mutluluk veriyor. Tabi bazı romanlar ters köşe yapsa da. Sonuçta kesinlikle tavsiye edeceğim bir roman.....
Leonardo'nun Yahuda'sıLeo Perutz · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20183,039 okunma
Soğuk ve Kar
9/10
·568 syf.··
2020 57. kitabı
Bir Kış Masalıydı okuduğum. Bu kurak, karsız günlerde soğuğu, karı iliklerime kadar hissettim. Sıcak bir ortamda olmama rağmen bazen kombinin ısısını arttırma ihtiyacı hissettim. Eminimki yıllar sonra bu romanı düşündüğümde bir çok şeyi hatırlamayacağım belki ama soğuk ve kar mutlaka aklımda kalacak....Soğukla beraber fakirlik, çaresizlik, gaddarlık, alçaklık, aile yani insana dair her şey var romanda. Hacimli bir kitap olmasına rağmen kısa, akıcı cümleler, sayfa bitmeden gelen bölüm sonları, güzel konu bir solukta bitirmenizi sağlıyor romanı. Yetmişlerin sonunda Doğuda bir köyde geçiyor roman. Aslında bir av hikayesi gibi başlasada ülkenin o andaki siyasi durumunu da gözler önüne seriyor bir yandan. Bir çok ilginç karakter var ama ben en çok Mustafa öğretmeni sevdim, çünkü bir edebiyat aşığı ve öğrencilerine okumaları için sürekli telkinde bulunuyor. Ama başta karısı olmak üzere dönemin siyasi erki de çocukları okumaya teşvik ederek onların kafasının karışmasına yol açtığını düşünüyorlar. Yani ülkedeki olumsuz gelişmelerin tek sorumlusu o gibi neredeyse. Hatta evindeki Sosyal Bilimler ansiklopedisi bile bir suç unsuru olarak değerlendiriliyor. Onların gözünden bakınca sanki haklılar da, özellikle bu günleri düşündüğümde, okumayan bir toplumun başına neler geldiğini gördükçe…….!!! Sonuçta ödüllü romanlara şüpheyle bakan biri olarak, ödüllerini hakeden bu romanı kesinlikle tavsiye ederim.
Sus BarbatusFaruk Duman · Hep Kitap · 20181,000 okunma
Kitap Mezarlığı mı?
8/10
·592 syf.··
2020 55. kitabı
Bir romanı bitirdiğimde bana olan etkisi ile aradan biraz zaman geçince oluşan etki çok farklı oluyor. Romanı bitirir bitirmez yapılan yorumlarda da bitirmenin heyecanı ile iyi yorumlar daha ön plana çıkıyor. Aslında biraz zaman geçtikten sonra yapılan yorumlar daha geçerli diye düşünüyorum. Bana göre romanlarda yediğimiz gıdalar gibi, hepsinin bir lezzeti var ve zaman geçtikçe bu tat kaybolmuyor. Ben de biraz zaman geçtikten sonra yorum yapmayı uygun gördüm. Bu sürenin sonun da da bendeki etkisinin devam ettiğini gördüm. Rüzgarın Gölgesi hacimli bir kitap, başta biraz ürkütüyor ama içine girdiğinizde bir sarmala girmiş gibisiniz. Yazar ince ince örüyor aklındakileri ve sonrasında yumağı hiç düğümlemeden sonlandırıyor. Gizem romandaki hakim renk, buna ilaveten aşk, cinayet, korku, hüzün ne ararsanız var ve o kadar hacmine rağmen sonunu kovalıyorsunuz. Acaba bu kadar düğüm nasıl çözülür derken ancak sonlarında tüm düğümler çözülüyor. Bu da sonuna kadar hakim rengi besliyor. Roman 2001 yılında yazılmış, o dönemde biz de basıldı mı, ülkemizde gerekli ilgiyi gördü mü, çok satanlar listesine girdi mi bilmiyorum ama kesinlikle "Unutulmuş Kitaplar Mezarlığı"na gitmemeli. Bu arada kitabın içinde gerçekten böyle bir mezarlık da var. Ben romanı alırken de unutulup giden romanlar arasında olduğu için böyle bir başlık atılmış diye düşünmüştüm. Aslında bu isim aslında kitabın temel konusunu oluşturuyor.
Rüzgarın GölgesiCarlos Ruiz Zafon · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20211,496 okunma
Hepimiz Gregor Samsayız
Puan vermedi·74 syf.··
Beğendi
·
2020 51. kitabı
“Sıkıntılı günlerden birinde bir kitap okumaya başladım ve o gün kendimi dev bir böcek olarak hissettim”. Gerçekten romanı okumaya başladığımda küçük bir odanın içine hapsolmuştum ve Gregor Samsa’nın yaşadığı olmayacak olayları ben de yaşadım. Aslında tüm yaşam mücadelemiz bir böcek olmamak için değil mi? “Ya otoritenin kurallarına uyarsın ya da bir böcek olursun”. Kafka bunu çok basit bir dille çok olağan bir şekilde öyle anlatıyor ki roman bittiğinde farkında olmadığınız bir çok durumun farkına varıyorsunuz ve gerçek anlamda bir aydınlanma yaşıyorsunuz. Roman için çok fazla bir şey söylemeye gerek yok, yazılı ve görsel söylenecek her şey söylenmiş. Ben daha önce konuyu biliyordum ve Gregor Samsa’yı tanıyordum ama okuduğumda 84 sayfalık bu romanın içinde 2-3 saat kayboldum. Bu kadar az sayfayla bu kadar çok şey nasıl anlatılır diye merak ederseniz kaçırmayın derim.
1000Kitap
DönüşümFranz Kafka · Can Yayınları · 2019267,4bin okunma
Reklam