Kızıl Anadolulu Okur

Kızıl Anadolulu Okur
@SchizoReader
Entel dantel işler Ama solcusal
Profesyonel devrimci
Çok eğitimli
Dünya
İstanbul
12 okur puanı
Eylül 2024 tarihinde katıldı
Artı Değer Teorisi
İşçi, emek gücünü kapitaliste sattığı için, yarattığı değerin tamamı veya ürünün hepsi, bir süreliğine onun emek gücünün sahibi olan kapitaliste aittir. Demek ki kapitalist, 3 Şilin(*) avans vererek 6 Şilinlik bir değer elde etmiş olacaktır; çünkü 6 saatlik bir emeğin billurlaştığı bir değer ödeyerek karşılığında 12 saatlik emeğin billurlkaştığı bir değerin sahibi oluyor. Aynı süreci hergün yenilemekle kapitalist, günde 3 Şilin avans vermiş ve 6 Şilin cebe indirmiş olacaktır. Bu 6 Şilinin yarısını yendiden ücretlerin ödemesinde kullanılacak, kalan yarısı ise kapitalistin karşılığında hiçbir eşdeğer ödemediği artı-değeri oluşturacaktır. İşte, kapitalist üretim tarzı ve ücret sistemi, sermaye ile emek arasındaki bu değişim türü üzerine kuruludur ve işçiyi işçi olarak, kapitalisti de kapitalist olarak yeniden üretmek zorundadır. (*) Şilin: Birleşik Krallık’ta kullanılan önceden kullanılan bir para birimi
Sayfa 53·Kitabı okudu
Reklam
Marx ve Engels’i niteleyen “yoksullaşma teorisi” değildi. Bunu diğer sosyalistlerle ortak bir şekilde savunuyorlardı; ancak onlar karşısında bir üstünlüğe sahiplerdi, çünkü yalnızca kapitalizmin yoksullaştırma eğilimini değil, proletaryanın karşı-eğilimini ve bunun içinde, sınıf mücadelesinin içinde proletaryayı ayağa kal­dıracak, siyasi iktidarın ele geçirilmesini şansa bırakmayacak ve kendisini bu iktidarın sahibi ve kullanıcısı haline getirmek için gerekli kapasiteyi verecek büyük faktörü gördüler.
Sayfa 27·Kitabı okudu
Marx Ve Weber
Weber kendi sosyolojisini geliştirirken Marx’tan sistematik olarak etkilenmemiş olsa da, bu ampirik gözlem aralarında hiç­ bir ilişkinin olmadığı anlamına gelmez. Örneğin, Marx’ın ya­bancılaşma kavramıyla Weber’in rasyonelleşme kavramı ara­sında önemli bir benzerlik ve bağlantının olduğunu belirtmek, bu kitabın asli argümanı açısından önemlidir (Löwith, 1993). Marx ve Weber’in, kapitalist toplumun önemli bileşenleri ve modernleşme güçleri olarak bürokrasi, piyasalar ve bilimin an­laşılmasına yönelik benzer muğlaklıkları paylaştıkları da doğ­rudur (Sayer, 1991). Gelgelelim Weber’in sosyolojik iddiala­rının kurucu öğesinin, hayatı boyunca Marx’ın çalışmalarıyla meşgul olması olduğunu öne süremeyiz. Buna karşın Weber, Marksizmin, toplumsal bir ideoloji olarak Sosyal Demokrat ha­reket aracılığıyla Alman işçi sınıfı üzerindeki etkisi meselesiy­le oldukça ilgileniyordu. Marx kapitalizmin devrimci bir siya­setini geliştirmiş olsa da, 1890’lara gelindiğinde, Alman kapita­lizminin devrim sonucu çökmeyeceği gün gibi ortadaydı. Bila­kis işçi sınıfının reel gelirleri ve yaşam standartlan yükselmişti. Bu yüzden de toplumda herhangi bir kutuplaşma ya da yoksul­laşmaya rastlanmıyordu.
Sayfa 22·Kitabı okudu
Weber Ve Devrim
Weber, bir devrimin sadık bir bü­rokratik kadro olmadan başarılı olamayacağına, ama bürokratikleşmenin de devrimin kapsamını sınırlandıracağına ina­nıyordu (Mommsen, 1989). Görüşlerini romantik ve ütopyacı bulduğu Lukâcs’la yolları bu meseleler yüzünden ayrılmıştı. Weber, Economy and Society’de devrim hakkındaki önemli ama yarım kalmış bir pasajda, Alman bürokrasisinin Savaş’tan sağ çıktığını ve böylelikle modern bürokrasilerin mukaveme­tini kanıtladığını öne sürüyordu. Rus Devrimi’nin başarısının bir kısmım da işçiler ve askerlerin bürokratik görevleri başarısıyla yürütebilmiş olmalarına atfediyordu. “Modern koşullar­ da kalkışılmış her devrimin bütünüyle başarısızlığa uğrama­sının sebebi, eğitimli memurlann vazgeçilmezliği ve kendi örgütlü kadrosunun eksikliğidir” sonucuna varıyordu (Weber, 1978: 266). Devrimi toplumun manevi bir dönüşümü olarak gören Lukács ve diğer radikaller, iş siyasal koşulların değerlen­dirilmesine geldiğinde, Weber’in gerçekçiliğini kabul etmekte zorlanıyorlardı.
Sayfa 23·Kitabı okudu
Weber Ve Nietzsche
Nietzsche’nin felsefesinin pek çok yönü Weber’in eylem sosyolojisini formüle edişini etkiledi. Ör­neğin, Nietzsche’de, Biçim ve Akıl Tanrısı Apollon ile Duygu ve Cinsellik Tanrısı Dionysos arasında bir tezatlık vardır. Weber’in “Protestan Ahlâkı tezi” incelemesi, iktisadi alanda mes­leklerin oluşumu yoluyla Apollon ilkesinin nasıl da duygusal yaşam üzerinde hâkimiyet kurduğunun tarifi olarak görülebi­lir
Sayfa 28·Kitabı okudu
Reklam