Artık bunu tekrar açıp okumağa ihtiyacım yoktu. Çünkü baştan sona kadar bütün mektup ezberimdeydi. Dudaklarım her cümlesini, her kelimesini kendiliklerinden ayrı ayrı tekrar ediyordu.
Demiri nasıl tavında dövmek gerekiyorsa, çekiç darbelerini nasıl soğutmadan indirmek gerekiyorsa, her kelimeyi de öyle tam zamanında söylemek gerekiyordu.
Bir insanın kaderi, dağdaki patika gibidir: Bazen çıkar, bazen iner, bazen de dibi görünmeyen bir uçurumun başına gelip durur. İnsan tek başına böle bir yolda ilerleyemez, ama birleşenler, birbirine omuz verenler her engeli aşarlar.