Kitap her yerde sürekli önüme çıkıyordu. Üstelik Ankara’dan İstanbul’a giderken havalimanının keşmekeşliğine rağmen her ikisinde de üst üste 2 arkadaşıma rastladım. Sonra da havalimanında kitapçıda indirimli olarak önüme bu kitap çıkınca ‘Bu kadar karşılaşma tesadüf olamaz’ deyip kitabı aldım. 2 günde okudum.
Kitap akıyor mu? Evet akıp gidiyor, zorlamıyor. Güzel mi? İçinde çok güzel öyküler ve aforizmalar mevcut. Hayatta ne yaşıyorsanız kitapta karşınıza çıkıyor ve çözüm önerileri çarpıcı öykü ve sözlerle anlatılıyor. Hem zevk, hem ders alıyorsunuz… Ya Hikaye? Evet verilmek istenen hikaye yolculuğa beş parasız birlikte çıkan bir erkek ‘ünlü ama etik değerleri yüksek’ ve bir kadının ‘asi, şımartılmış, kibirli ama kişilikli’ 1 hafta boyunca yolda yaşadıklarını, aldıkları dersleri, insanlara güvenmen gerektiğini, kalbinin iyilikle dolu olmasını anlatıyor. İyi polis Hakan, kötü polis kadın kahraman (çoğu yerde realistliğini takdir ettim ve hak verdim). Belki bende hayat yolunu yürümeye yeni başlamış olsam, üniversite 1. Sınıfta olsam, bir anlam arayışında bocalasam bu kitabı okuduktan sonra 10 puan verebilirdim. Ama düşük puan verdim baştan söylemem lazım.
Yazar sufizmden dem vuruyor ordan ilerleyeyim diyor kitabın başlarında evliyaullahtan öyküler anlatıyor, bir üstattan (şeyh?) alıntılar yapıyor, ama kitap ilerledikçe bu azalıp dünyanın her yerindeki kutsal öğretilerin birçok kitapta okuduğumuz öyküleri hatta yunan mitolojisi bile karşımıza çıkıyor. Yazar aynı cümlede sufizm öğrettiğini ve sufizm öğrencisi olduğunu söylüyor. Cümle başta çok sempatik gibi gelse de (aslında öğretmen ama, alçak gönüllüğünden öğrenmeye hala devam ettiğini söylüyor sanki bu sözler) bu cümleyle başlayan ve kitabın devamıyla birlikte kitabın gerçek anlamda İslam’daki sufiliğin karşılığı olan