Yağmur Yeşilyurt

Yağmur Yeşilyurt
@Seaweedbrain
18 okur puanı
Ağustos 2023 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Sıradan bir insan, iyiliği ya da kötülüğü hep dışarıda arar. Onu bir başkasından, bir olaydan ya da bir odadan bekler. Oysa düşünen bir insan her şeyi kendi içinde bulur. Düşünsene, Diyoje’nin sıcak bir eve, rahat bir odaya ihtiyacı yoktu. Çünkü o zaten kendi içinde sıcaktı. Bir fıçının içinde uzanıp portakal ve zeytin yiyordu. Eğer Rusya gibi soğuk bir yerde yaşamak zorunda kalsaydı bile, kendine mutlaka bir sıcaklık yaratırdı. Çünkü mesele dış koşullar değil, insanın içindekini nasıl yaşadığı. Marcus Aurelius’un dediği gibi: “Acı, hakkındaki düşüncendir.” Yani acıyı değiştirmek, onun hakkındaki düşünceni değiştirmekle mümkün. Şikâyet etmeyi bıraktığında, o acı kaybolur gider. Gerçekten de öyle. Düşünen bir insan, diğerlerinden yalnızca bir farkla ayrılır: acıyı küçümser. Çünkü bilir ki hayat, her haliyle kabul edilmelidir. Eğer acı çekiyorsan, memnun olmadığın insanlar seni üzüyorsa, onlara şaşırdığın için aptal değilsin — sadece hâlâ öğreniyorsun. Ama eğer sık sık düşünür, seni üzen şeylerin aslında ne kadar önemsiz olduğunu fark edersen, o zaman özgürleşirsin. Hayatı derinlemesine kavramaya çalış. Gerçek lütuf, tam da hayatın içinde gizli.
Sayfa 37 - İş bankası
Reklam
Bazen kendimi düşlerimde zeki insanlarla sohbet ederken buluyorum. Babam bana çok iyi bir eğitim verdi ama altmışlı yılların düşünceleriyle büyüdüğü için beni doktor olmaya zorladı. Şimdi düşünüyorum da, eğer o zamanlar kendi yolumu çizseydim, belki bugün düşünsel bir hareketin içinde olurdum. Belki bir üniversitede öğretim üyesiydim. Yine de, aklın da sonsuz olmadığını biliyorum. Gelip geçici bir şey o; ama akla olan bu düşkünlüğümün nedenini siz bilirsiniz. Çünkü hayat, düşünen biri için sıkıcı bir tuzaktır. İnsan gerçekten olgunlaştığında, bilincinin farkına vardığında, kendini istemsizce bir çıkmazda bulur. Varlığımızın anlamını ararız ama cevap bulamayız. Kapıyı çalarız, ama açan olmaz. Ölüm de tıpkı bunun gibi, irademiz dışında karşımıza çıkar. Ve belki de bu yüzden, tıpkı bir hapishanede ortak kaderi paylaşan insanların birbirine yakınlaşması gibi, düşünen insanlar da bir araya gelince huzur bulurlar. Çünkü sadece birbirlerini anlayabilirler. Bu yüzden akıl, insan için yer doldurulamaz bir zevk kaynağıdır.
Sayfa 23
Bu bir kaçış, yaşamdan kaçış… ve ben bunu ilk kez yapmıyorum. Hatırlıyor musun, beni liseye götürdükleri günü? Sınıfa ilk girdiğimde tanımadığım o kalabalık yüzleri görünce korkmuş, utanmış, eve kaçmıştım. Bütün gün ağlamış ve okula geri dönmek istememiştim. Bugün hâlâ o günkü çocuğum. Aynı aptalca korkularım var ama bir farkla; artık beni sevenlerin, sizlerin, o sıcaklığın çılgınca özlemini çekiyorum. Gitmeliyim… Evet, gitmeliyim buradan. Bir kez gözden çıkarıldığımı hissettiğim anda artık geri dönüşüm olmadığını biliyorum. Eve dönersem kimileri gülecek, kimileri başarısız olduğumu düşünecek. Babamın umutlarını kıracağımı biliyorum, ama kendimi durduramıyorum. Bu zayıflığın, bu korkaklığın farkındayım ama elimden bir şey gelmiyor. Burada artık yaşayamam. Kendimi perişan hissediyorum; hasta gibiyim, sakat gibiyim. Herkesten farklıyım, daha değersiz, daha gereksiz hissediyorum. Gözyaşlarım içinde kayboluyorum…
Sayfa 46·Kitabı okudu
“A good Shakespearean actor of any stripe,really -doesnt just say words, he feels them. We felt all the passions of the characters we played as if they were our own. But a chatacters emotions dont cancel out the actors instead you feel both at once. Imagine having all your own feelings of a whole other person. It can be hard , sometimes, to sort out which is which”
Sayfa 297·Kitabı okudu
“Well thats misleading.Shakespeare is real, but his charecters live in a world of extremes.They swing from ectasy to anguish, love to hate, wonder to terror.Its not melodrama,thought, they are not exaggerating. Every moment is crucial.”
Sayfa 297·Kitabı okudu
Reklam