"Zira söylediğimiz gibi, herkes felsefe yapmaya var olanların göründükleri şekilde olup olmadığını merak etmekle başlar, tıpkı kendiliğinden hareket eden kuklalara, gündönümlerine ve köşegenlerin kenara eş birimlerle ölçülememesine hayret etmede olduğu gibi.
Heidegger için dünyayı görmenin üç tarzı vardır: Umsicht,"etrafa bakınmak"; Rücksicht, öteki varlıklar için "anlayışlılık"; Durchsichtigkeit, kendi "içimize bakmak". Bunların her biri birbirinden aslen farklıdır ve o basit kartezyen "ruh" ve "beden" düalizminin ötesine geçerler. Bu ayrım çizgileri sayesinde biz de neden Heidegger' in varlık hakkında göründüğünden daha ilginç olduğunu düşündüğünü anlamaya başlarız.
Evrenin gerçekten nasıl işlediği bilgisine açık olmalıyız ve bağlı olduğumuz ama gerçeklerle uyuşmayan fikirlerden vazgeçmeye razı olmalıyız. İnsanlar evrenin işleyişi üzerinde kendi iradelerini ya da güdülerini dayatmaya çalıştıkları zaman başlarına ancak bela açarlar. Eylemlerimizden ötürü gelebilecek cezalardan ya da bilincin yok olmasından (ölümden) korkarız oysa ki daha geniş bir çerçeveden bakıldığında bunların hiçbir anlamı yoktur.
'Düşünce kendiliğinden işlev gösterdiğinde bu mekaniktir akılsal değil, zira kaynağını hafızadan alan ve çoğunlukla geçersiz ve elverişsiz olan kendi duzenini dayatır'