İçimin kargaşasını düzenlemek istediğim zaman, yorgunluktan zonklayan eklemlerimle başa çıkamadığım zaman, hastane koridorlarında bırakmadığım ağıtları kafamın içinde takılı kalmış kaset gibi duyar olduğum zaman mutfak masası imdadıma yetişti. Pişirecek birşey bulamadığım vakitlerde masanın üzerine bilimum çelik tencereleri çıkardım. Sirkeli limonlu sularda dışlarını ovdum. Ovdum. Ovdum. Dünyayı temizlemeye değil ancak bir tencere temizlemeye gücün yetiyor diye hem ağladım hem ovdum.
Bir insanı öldürdüğün zaman bir yaşam çalarsın. Karısını bir kocadan, çocuklarını bir babadan mahrum edersin. Yalan söylediğin zaman, bir insanın gerçeğe ulaşma hakkını çalmış olursun. Aldattığın zaman, bir insanın doğruluk, adalet hakkını elinden alırsın. Çalmaktan daha büyük bir kötülük yoktur.