"Kraliyet cephelerini nasıl bir utancın ve yoksunluğun kirlettiğini bilemiyorum; duvarların âdeta cüzzamlı olduğu söylenebilir.Camsız pencerelerde bir kürek mahkumunun ya da bir delinin solgun yüzünü yasladığı iç içe geçmiş kalın demir çubuklar görülür.
Bu hayatın yakından görünüşüdür."
"1830 Ağustos'unun hoşgörülü ortamında kitlelerin zihninde uysallık ve uygarlık düşünceleri dalgalanıyordu; yürekler güzel bir geleceğin yaklaştığı umuduyla çiçeklenirken ölüm cezasının da huzurumuzu kaçıran diğer kötülükler gibi suskun bir oybirliğinin onamasıyla hemen kaldırılacağını sanıyorduk.Halk eski rejimin kanlı paçavralarını yakıyordu.Biz hepsinin,ölüm cezasının da diğerleri gibi yandığını sandık.Güven dolu bir saflıkla geçen birkaç hafta boyunca insan hayatının da dokunulmazlığa sahip olacağını sandık."