"Ne ben benim, ne sen sensin, ne de sen bensin. Hem ben benim, hem sen sensin, hem sen bensin.
Ey Hutenli güzel, seninle öyle bir haldeyim ki, anlayamıyorum ben mi senim, sen mi bensin?"
Tasavvufu bir cevize benzetirler.
Dıştaki soyulup acı kabuklar, hazırlık devresinin riyazetleri ile feragatleridir. İçteki katı kabuk vecdi düşündürür. Asıl meyve olan huzur, en içte barınan, cevizin kendisidir. Bu kabukları kırıp attıktan sonra meyveyi yiyebilenler, bahtiyarlardır.
Dost bana yabancı mıdır?
Hayır, her damlada var olan O'dur. Çokluk bir vehimdir, bir resimdir. Hakikat gözünde birlik ve çokluk birleşmişdir, bir olmuştur. Gafil kendini deryadan bir damla zanneder. Halbuki değil, derya her damlada gizlidir.