Şeb_i yelda

Şeb_i yelda
@Sebi_yelda
Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkit ne bilir Mübtelâ-ı gâma sor kim geceler kaç saat? 《Sâbit》
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Yalnız bir kötü huyu vardı. Kitabı sevmez ve okumazdı. Gramer kitaplarından başka kitabı yoktu.Halbuki o yıllar benim okuma hızımın arttığı yıllardı. Konforsuz hayatımız, her şeyimiz ya karyolalarımızın altında, ya başlarımızın üstündeki raflarda idi-yalnızlık beni kitaba atmıştı. Mektepten çıkar çıkmaz yatağıma uzanır, yeni tanıdığım Dostoievsky ile, Erzurum'a kadar cebimde getirdiğim Baudelaire'i, İstanbul'dan bin güçlükle getirttiğim kitapları okurdum. Fakat asıl okuduğum bu ikisi idi. Fransız şairinin Darülfünun'da iken cazibesine kapılmıştım. Dostoievsky yi ise yeni yeni tadıyordum. Muazzam bir şeydi bu. Her an dünyam değişiyordu. İnsan ıztırabıyla temasın sıcaklığı her sahifede sanki kabuğumu çatlatacak şekilde beni genişletiyordu. Düşüncem adetâ birkaç gece içinde boy atan o mucizeli nebatlara benziyordu. Cildden cilde atladıkça ufkum başkalaşıyor, insanlığa ve hakikatlerine kavuştuğumu sanıyordum. Hakim Bey'le bir evde oturduğumuz için günlerimiz beraber geçiyor gibiydi. Beni hakikaten seviyordu. Bir eski zaman lalası gibi etrafımda dolaşıyor, bin türlü beceriksizliğimi dostluğunun yardımıyla düzeltiyor, hayatımı kolaylaştırıyordu. Fakat adamcağız tam bir ıztırap içindeydi. Beni bırakıp yalnızca sokağa çıkmaya razı olmadığı için, ben okurken bir avuç içi kadar odamızda, kendisine yeniden yoklanacak kilometrelerce mesafeler icad ediyordu. Yorulduğu zaman yatağına uzanır, öğrenilecek lisânın kendisine hiçbir suretle muhtaç olmayan gramer metodlarını düşünür, yahut da yukarıda bahsettiğim operalarını söylerdi. Fakat vaktini ne ile geçirirse geçirsin bir eli daima bana doğru,
Sayfa 64 - Dergah/13.b/Mart 2022
Alıntı
Şeb_i yelda
"Her an dünyam değişiyordu..."

Şeb_i yelda

, bir kitap okudu
Puan vermedi·152 syf.··
2026 1. kitabı
Mustafa Kutlu
8.5/10 · 4.779 okunma
busenûr isimli okura yanıt verildi
Şeb_i yelda
🙏🌸
Mihrabın, harp etmekten geldiğini duymuşsunuzdur. Orası bir harp yeridir ve insan her daim bir harp eridir. Kendisiyle, geçmişle, gelecekle, ân ile, yâr ile, ağyâr ile...Kimliğimizi yaptığımız savaşlar inşa eder. *** İki dünya savaşı geçti yeryüzünden. Iskender, Cengiz Han ve Timur'un savaşları neden dünya savaşı sayılmadı? Zweig II. Dünya Savaşına tahammül edemediği için intihar etti, Cesare Pavese de öyle... Moğol istilasında insanı esir alan savaş ve savaşla gelen zulüm insanları kendi içine yönelmeye itmişti. Tasavvufun yaygınlık kazanması bu devre denk düşer. II. Dünya Savaşı'nın benzer bir netice vermesi beklenemez miydi? Sanırım bu savaş insanları bambaşka bir boyuta çekti. İnsan içi'nden de kurtulmak istedi bu defa. İçini ardında bırakarak "özgürlüğü" dışarıda arama yolunu tercih etti. *** Savaş zamanı insanın kendiyle de savaştığı bir dönem. Savaş psikolojisi, savaş metafiziği gibi ürpertici ve ruhu tahrik eden terkipler geliyor aklıma. Savaş bizden birçok şeyi götürürken, âşîna olmadığınız âlemlerden de birçok şey katar bizlere. Bir dönem savaşın tam ortasında yer almış biri olarak yaşadığım psikolojik ve metafizik gerilimlerin bir şehit haberi, dosta sıkılmış bir kurşun, milletten gelen bir dua şeklinde gözümde tüllendiğini daha derin anlatmak isterdim. *** Romanın kahramanı Corrado II. Dünya Savaşı sırasında bombalamalar ve katliamlar devam ederken geçmişiyle savaşır, geleceğe savaş açar. Âsûde tepelerde dolaşması kaldı hayalimde Corrado'nun. O tepelerde ben de yürümek istedim bir rüzgar veya bir ağacın görevdesinden uzayan bir gölge gibi. Çünkü ne rüzgar ne de gölge savaşa dahil olur. Ölmez ve öldürmezler. Ve kesinlikle hesap sorulmaz onlardan. *** Savaş bir hiledir ve insan en çok kendisine hile yapar. Hangimiz kendimize türlü savaş hilesi
Şeb_i yelda
Bazen gerçekten zihnimi okuduğunu düşünüyorum abi. Dün ne çok tekrarladım şu cümleyi: "Galiptir bu yolda mağlup olan..."