Her anını her anın ve her şeyin Sahibini tanımakla geçirmeyi reddedişin acil cezası, 'Geçmiyor günler, geçmiyor' feryadıdır. Ve meydanlar, bize aldatıcı meşgaleler sunarak günü kurtarır.
En âlâ tatlıyı üç gün ard arda yese, en harika yerde üç sene kalsa bıkan insan, eğer yüzler birbirine denk düşüyorsa, çocuğuyla veya eşiyle hayat boyu 'yüzleşmek'ten bıkmıyor. Bilakis, ayrılığa dayanamayıp, ölümün ötesinde de beraber olmanın hesabını yapıyor; o kalble sonsuza dek yüzyüze olmak istiyor.
"Varlıklarda gördüğümüz güzellikler, sadece O'nun cemâlinin bir yansımasıdır. Övgüye layık olan ise ayna değil, aynada yansıyan güzelliktir.
Eğer bu hakikati unutursak, zamanla varlıkları kutsamaya, gözümüzde büyütmeye, onlara karşı küçük düşmeye başlarız. Bir insanda güzel bir vasıf gördüğümüzde, onu haddinden fazla över, üstün addeder ve kendimizi onun karşısında değersiz görür hâle geliriz.
İşte şirk çoğu zaman bu şekilde doğmuştur.
Övgünün adresinin şaşırılmasıyla...
Hakikatte Allah'a ait olan güzellik ve kudret, başkasına atfedildiğinde o varlık ilahlaştırılmış olur. Kimi zaman bu, açık bir tapınmaya; kimi zamanda gönül köleliğine dönüşür."
Soner Duman
...çok insan Hz. Peygamber'in yüzünü seyrederek mü'min oldu. "Bu yüzde yalan yok" dedi kimileri.
Onun yüzünü okuyup, " İnsanların en eşsizinin yanından geliyorum" diyerek evlerinin kapısını çaldı kimileri.
Bir aynadır yüz.
Sûret, sîretin aynasıdır.
Ve, yine o yüz, bir hadisin ifadesiyle, 'sûret-i Rahman'da, yani Rahman-ı Rahîm'i en güzel biçimde tanıyıp tanıtacak bir sûrette yaratılmıştır.