Hucurat sûresi 7. ayette
"...Allah Resûlü işlerin bir çoğunda size uysaydı sıkıntıya düşerdiniz..." der.
Meallerde عنتم (anittüm) yani عنت (a-ne-te) kelimesi sıkıntı olarak çevrilir.
Benim sıkıntı denilince aklıma gelen şey muhtemelen bir başkası için aynı manayı ifade etmeyecektir.
Mesela yağmurda ıslanmak kimine göre sıkıntılı bir durum, kimine göre ise keyif vericidir.
Merhum Hamdi Yazır tefsirinde bu kelimenin aslında şöyle bir anlamı da olduğunu belirtmiş:
A-ne-te: Kırılan bir kemiğin sarıldıktan sonra tekrar aynı yerden kırılması!
Geçen sene bir arkadaşımın ayağı ve kolu kırıldı. Hemen arkasından hastaneye gittik. Müdahale odasına aldılar. Doktor ilk müdahaleyi yaparken çığlıklarını duymamak için koridorun sonuna kadar ilerlesem de faydası olmamıştı.
Arkadaşımın acıdan attığı çığlıkları duymaya dayanamazken bu sarılan yerin tekrar aynı yerden kırıldığını düşünmekten aciz kalıyorum.
Şimdi meallerde çevrilen "sıkıntı" kelimesini bu şekilde düşünelim...
Demek ki Allah Resûlü birçok işte size yani bize uysaydı düşülecek sıkıntı bu kadar korkunç ve acı verici olacaktı.
Peki biz birçok işimizde Allah Resûlü'ne tâbî olmazsak?
O zaman içine düşeceğimiz sıkıntının ve acının şiddeti nasıl olur?!
Şunu sakın unutmayın:
Allah nezdinde kulları için zafer olan şeyler, insanoğlunun kısa yoldan elde ettiği üstünlükler değildir. Nihayetinde bu kısa süreli üstünlükler insanı uzun vadede her zaman mutlu etmez.
Asıl mutluluk kalıcı ve zâyiatsız olandır.