Sana hiç söyleyemediğim şeyler var. Vakit olmadı. Bir seferinde takip ettiğimiz bir adamın peşinden bisikletle giderken çok ağır mıyım, bacakların acıdı mı istersen duralım biraz da ben kullanayım bisikleti dediğinde sana bütün yükünü bana verebilirsin benimle gurur duymanı istiyorum gözünden hiç düşmeyeyim istiyorum şu evlilik programındaki kadınların dediği gibi seni taşıyabilmek istiyorum sanki sen aslında çok hafif olduğun halde dünya sana eklendiğinde gayet ağırlaşmışsın da kendini taşıyamıyormuşsun gibi bütün yükünü bana yığ her yere seni ben taşıyayım istiyorum o her duyduğumda dalga geçtiğim taşıyıcı adam olmak, kendimin sonsuz ağırlığından kurtulmak, artık sadece seni taşımak istiyorum demek istemiştim ama böyle dile getirmek çok arabesk olur diye demedim, sadece hayır hayır dedim, hiç ağır değilsin.
Nihan, doğrusu şu ki ben seninle bir sınırı geçmek istemiştim. Bizim hikâyemiz toplumsal bir şeye dönüşsün istedim. Bunu sana nasıl anlatsam. Onu bütün uhrevilik- lerden, uhrevilik kisvesi altındaki şarlatanlıklardan temizleyelim, onu romantik bir ilk görüşte aşktan, düzmece duygulardan, bayağı ve sahte olan lafügüzaftan arındıralım, uçuşup göğe yükselmeye başladığını fark edince eteklerine yapışıp onu yeryüzüne indirelim, ayakları yere bassın, sağlam bassın ve dünyalı olup bu dünyaya bir şey söylesin istedim. Yani şunu demek istiyorum aslında; aşkımızı sekülerleştirelim istedim Nihan, çünkü Allah seni inandırsın ben bütün hazretlerden çok sıkılmıştım. Onu vehimlerden, inşallahlar- dan, maşallahlardan temizleyelim –çünkü inşallah dememeli insan, illa bir şey diyecekse bismillah demeli, başlamalı ve yola çıkmalı– kem gözlerden, nazarlardan kurtaralım, gerçek ve böylece güzel yapalım istedim. İkimizin bir aradalığı başlı başına bir fark olarak dünyanın çelişkisine eklensin istedim, bu fark başka bir şey, gerçek bir şey etsin insanların yüzüne yüzüne çarpsın yolunda giden her şeyi rahatsız etsin istedim herkese ve her şeye meydan okumak istedim birlikte bir ağaç dikelim ve bizden sonra da yaşamaya de- vam edeceğini bilerek büyümesini izleyelim istedim. Beni içinde ihtiyacın olan her şeyin yetiştiği bir bahçe gibi düşünmeni istedim.
Nihan’ın intiharı Salih’te sırasıyla şu fikirleri uyandırdı: Beni sevmemiş. Gerçekten sevmemiş. Birini seven biri kendini öldürür mü? Her şey seninle ilgili olmak zorunda değil. Kimse kimseyi gerçekte tanımıyor. Onu hiç tanımamışım. Demek ki iki insan aslında birbirine hiç dokunamıyor. Her şey seninle ilgili olmak zorunda değil. Kendi kendime yaşamışım. Başından beri kendimi kandırmışım. Her şey seninle ilgili olmak zorunda değil. Bu beni bundan sonrası için de sevilemez biri yapacak. Demek ki ben gerçekten sevilemez biriyim. Belki de her şey seninle ilgili değildir.