Şebnem

İnsan ucuz bir şey söylemekten o kadar korkuyor ki hiçbir şey söyleye- miyor, yapamıyor, içinden geçenlerin yarısını bile dile getiremez hale geliyor.
Sayfa 81
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“Keşke” dedi içinden “en az iki yüz yıl daha yaşasam. Ve bu zamanımın hepsi şimdi buraya, tam bu anın içine dolsa.”
Sayfa 79
Hastalıkla yalnızlığı birbirine bağlayan bir şey vardı. İnsan hasta olduğunda fiziksel yalnızlığı her zamankinden başka bir anlama bü- rünüyordu. Çorbadan dördüncü kâseyi ayırıp ısıttığı bir akşamüstü çavdar ekmeğinden kopardığı büyükçe parça boğazını tıkayıp nefessiz kaldığında, günlerdir iyiden iyiye yavaşlamış hareketlerinin aksine nasıl birden telaşa kapıldığını, suyu hızlıca başına dikip, boğazına takılıp kalan ekmeği midesine gönderip kurtulmak üzere verdiği sekiz saniyelik mücadeleden galip çıktıktan sonra düşündü ve kendi kendine “yalnızlık” dedi, “insanı öldürebilir.”
Sayfa 76
Ben istemekten hep imtina ettim. Hayatta en büyük korkum bir şeyi talep eden adam olmaktır. Bundan hep sakındım. İşte bakın bu da bizden bir şey istiyor, ne kadar tanıdık, ne âciz hikâye diyecekler diye korkumdan bir şey talep edecek olduğum her yerden kaçtım. Bu konuda kendimi geliştiremedim.
Sayfa 76
Salih onun ne olduğunu Nihan’la birlikte anladı. Bazı biraları ve si- garaları, adını ilk defa duyup merakla denemeye yeltendiği bir içkiyi içerken, çok güzel bir İbranice şarkıyı ilk kez dinlerken, dünyanın içinde yaşamadığı fakat içinden geçtiği başka bir yerinde insanlar anlamadığı dillerde konuşarak etrafında yürüdüğünde, yabancı bir sokakta onda yeniden bakmak isteği yaratacak kadar güzel bir mekânı, dar bir tekyönlü yolu, bir kahve dükkânını fark ettiğinde, rüyalara benzeyen filmler, filmlere benzeyen rüyalar gördüğünde, hakkıyla –yani hem hâlâ yaş hem de iyi pişmiş– yumurta yapmayı becerdiğinde, insanda dokunma isteği uyandıran bir nesne onu bir vitrinden bir dükkânın içine çektiğinde, ilk kez katedilen bir yolun ne kadar yorgun ya da uykulu olsa da kişiyi onun bütün tepelerini, kavislerini, virajlarını, yeniliklerini görmek için gözlerini açmaya zorlayan cazibesinde, yeşilin zerre çiğ olmayan yepyeni bir tonuna rast geldiğinde, tanımadığı dinlerin tapınaklarında ve denizden çıkmış şeyler ve peynir zeytinle düzenlenmiş her sofrada O olmadı- ğında zamanın ne olduğunu anlıyor. Salih burada. Hususi bir anın içinde. Burası zamanın billurlaştığı yer. Çünkü Nihan burada yok.
Sayfa 74