"Babaannem okuma yazma bilmezdi. Hiç okula gitmemişti . "Bizim zamanımızda okul yoktu," derdi hep. Okula gitmemenin eksikliğini pek de hissetmemişti. Ama çok iyinbir okuyucuydu. Toprağı, suyu, gökyüzünü, bitkileri çok iyi okur; onlardan derin anlamlar çıkarır, varoluşuyla bunlar arasında kuvvetli bağlar kurardı. Çoğu zaman Yaratıcı'sıyla
meşguldü. Yemek yaparken, tarlada çalışırken, hamur yoğururken, yayıkta sütten yağ çıkarırken düşünceleri döner dolaşır, Yaratıcı'nın büyüklüğüyle noktalanırdı. Gündelik işlerini yaparken bile, asıl meşgul olduğu, Yaratıcı'yı bilmek ve tanımaktı."