Kitabı daha büyük beklentilerle okuduğum için hayal kırıklığı oldu. Kitap gereksiz pornografik öğelerle bezenmiş. Kitabı Instagram da çok fazla övdükleri için almıştım. Ama içi boş bir reklam çalışmasıymış. Adam 15 yaşında komşu kadın tarafından istismara uğramışta bu olayı sonraki yıllarda umursamıyor ki. Bir de kitapta çeviri hataları bol miktarda mevcut. Zaten cümlelerin 1/3 ü tekrar
Gidelim mi
Gidelim mi
nasılsın
nasılım
nasılsın
ne olarak nasılım
Böyle böyle gereksiz cümleler her sayfada mevcut.
Sadece Fatih Sultan Mehmet değil uzun dönem Osmanlı padişahlarını da mukayese yapan bir kitap. Kitabı okurken aynı şeylerin tekrar tekrar anlatması bana sıkıcı geldi. Kitap genel olarak 3. Romanın Rusya değilde Osmanlı Devleti olduğunu kanıtlamak için yazılmış gibi hissettirdi. Tarih anlamında bana pek bir şey kattığını söyleyemem çok zor. Bazı eski kelimelerle kitap zenginleştirilmiş mi anlaması daha zor bir hale mi getirilmiş karar veremedim.
Kitap dedektiflik efsanesi Sherlock'un yeni bir macerasını genel olarak Watson'ın günlükleri üstünden anlatıyor.
Kitabın akıcılığı ve olay kurgusu genel olarak çok iyi ama polisiye ve dedektiflik yönü çok zayıf.
İşte o ama da dillere destan o kahramanımızdan bir eser göremiyoruz. Bu kitap başka bir şahısı konu alsa bu kadar beklenti oluşturmazdı.
Kitabın son kısmında biraz daha farklı bitseydi işte o zaman bu kitap olmuş dedirtebilirdi.
Evrende her parçacığın zıddı olduğu gibi Sherlock Holmes'ün de bir zıddı var. Bir suç dehası olan Moriarty'inin planları yardımcı Albay Moran'ın anlatımıyla gün yüzüne çıkıyor. Kitapta orijinal Sherlock Holmes romanlarına göre biraz basit kalıyor. Olay örgüsü zayıf. Akıcı bir dille yazılmış fakat benim beklentilerimi karşılamadı.
Yazar bu kitapta iki tane hikayeyi tekrar tekrar inceleyip durmuş. Kitabın sonu en başından belli. İki kadim hikâyeden sürekli bahsedip durması bir yerden sonra kabak tadı vermeye başlıyor.