Kitap tek kelime ile harikaydı. Çok beğendim. Dürüst olmak gerekirse kitaba ilk başladığımda kitap bana sıkıcı gelmişti çünkü herhangi bir olay yoktu ve sadece zeze'nin yaptıklarını okuyorduk. Fakat kitabın ilerleyen vakitlerinde ne kadar da güzel bir kitap olduğunu anladım. Zeze küçücük bir çocuk olmasına rağmen yaşadığı şeyler, yaşayamadığı şeyler,yaşaması gereken şeyler;öyle çoktu ki... Zeze'nin aslında çok duygusal ve şefkat duygusuna aç bir çocuk olması fakat bunu portekizli hariç kimsenin anlamaması beni derinden yaraladı. Zeze'nin daha 5 yaşında olmasına rağmen yediği dayaklar ise şiddete zaten karşı olan benim yüreğimi dahada burdu. Heleki Zeze'nin hayatta değer verdiği iki şey olan şeker portakal ağacının ve portekzilinin kitabın sonunda Zezeye veda etmesi... İşte bu benim kitab hakkında en üzüldüğüm şey oldu.Maddiyat açısından bu kadar kötü olmalarına rağmen ise Zeze'nin açgözlü olmaması ve aile ekonomisine
yardımının dokunması beni Bi hayli daha üzdü. Özelliklede onu döverken şekilden şekilde sokan tüm aile üyelerini her şeye rağmen sevmesi, işte bu benim en çok sinirlendiğim nokta. Kitapta aile üyelerinin zeze ye davranışları sonrası onların zeze'nin sondaki hastalığına üzüldüğüne ve zezeyi çok sevdiklerine inanmak zor. Kitapta bu kadar zalime rağmen Gloria gibi güzel bir ablaya da sahip ti zeze.Ve her zaman elindekilerin değerini bildi. Ben kitabı çok beğendim ve tüm okurların okuması ve kitaplığında bulundurması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.