Cahilliği yok edecek ilaç bilim değil mi? Evet, bilim. İşte o da kitapların içindedir. Cahilliği ancak okumakla yenebiliriz. Karanlığı okuyup öğrenmekle, kafayı ışıklandırmakla yenebiliriz.
"Zira vakit dar. Kalan ömrü, eksikleri bir nebze olsun kapatmaya, kusurları azıcık da olsa gidermeye harcamak lazım. İlim; öğrendikçe çoğalan, büyüyen bir nokta. O büyüdükçe biz küçülüyoruz. Küçüldükçe hadiseler ile meşguliyet asgarî seviyeye iniyor ve tevâzû libâsına daha sıkı bürünüyoruz. "
Uçsuz bir deryâdayım âdeta ve içtikçe susuzluğum artıyor. Kelimeler âlem içinde âlemler doğuruyor. Bir kapı aralıyorsunuz, ardından yüzlerce kapı beliriyor.
Her geçen gün kullanılan kelime sayısı azalırken kendi dilimizdekilerin yerine İngilizce kelimelerin kullanılması bir kesim tarafından marifet addedilmekte. Bugün Plaza ağzı denen bir ucûbeyle karşı karşıyayız. Yarı İngilizce yarı Türkçe bu soysuz, şahsiyetsiz dil, fecî bir süratle bilhassa gençlerimizin dilini talan etmekte. Başlamak yerine start vermek; saf dışı bırakmak yerine ekarte etmek; tamam,peki,olur yerine okey, toplantı düzenlemek yerine meeting set etmek ve daha niceleri...Gelin, menşei ne olursa olsun asırlardır bizim olan kelimelere üvey evlat muâmelesi yapmaktan vazgeçip bugün maruz kaldığımız bu dil işgâliyle mücadele edelim, dilimizde karşılığı olan yabancı kelime ve kavramlara geçit vermeyelim. Dilde milliyetçilik işte budur!