Peyami Safa bu romanında toplumsal bir sorun olan Batılılaşmayı, bireysel bir psikoloji üzerinden ustaca işlemiş. Türk romanının en temel eserlerinden biri olan Fatih Harbiye için, kültürel kimlik arayışının bir aynasıdır diyebiliriz. Karakterlere tek tek değinmeyeceğim. Romanın ana teması Doğu-Batı Çatışması ve yanlış batılılaşmadır.Yazar, Batı'nın sadece dış görünüşünü taklit eden, kendi öz değerlerinden kopanları eleştirir.İsmini aldığı İstanbul'un iki semti üzerinden bu kültürel ve toplumsal ayrışmayı somutlaştırmış. Özümüzden ve değerlerimizden kopmamız gerektiğini bize hatırlatıyor. Peyami Safa'nın, bireyin iç dünyasındaki çelişkileri ve toplumdaki kültürel bölünmeyi ustaca işlediği bu eser, kelime hazneneme ve ruhuma zenginlik kattı. Kitapta yer alan eski Türkçe kelimeleri not ederseniz, kendinize fevkalade bir sözlük oluşturursunuz. Fatih HarbiyePeyami Safa
...bir ormanda yol ikiye ayrıldı, ve ben –
ben gittim daha az geçilmişinden,
ve bütün farkı yaratan bu oldu işte.
Robert Frost( Gidilmeyen yol şiirinden)
Cahilliği yok edecek ilaç bilim değil mi? Evet, bilim. İşte o da kitapların içindedir. Cahilliği ancak okumakla yenebiliriz. Karanlığı okuyup öğrenmekle, kafayı ışıklandırmakla yenebiliriz.
"Zira vakit dar. Kalan ömrü, eksikleri bir nebze olsun kapatmaya, kusurları azıcık da olsa gidermeye harcamak lazım. İlim; öğrendikçe çoğalan, büyüyen bir nokta. O büyüdükçe biz küçülüyoruz. Küçüldükçe hadiseler ile meşguliyet asgarî seviyeye iniyor ve tevâzû libâsına daha sıkı bürünüyoruz. "