“Bu ülkede yaşanan her yeni olay artık sadece bir haber değil, içimizi yakan bir gerçeğe dönüşmüş durumda. Maraş’tan Urfa’ya uzanan bu acılar; kader diyerek geçiştirilemeyecek kadar ağır, ihmal diyerek hafife alınamayacak kadar derindir. Her olayın ardında yarım kalan hayatlar, suskun kalan insanlar ve söylenememiş binlerce söz vardır.
İnsan hayatının bu kadar kolay gözden çıkarılabildiği bir düzende hiçbir acı ‘normal’ kabul edilemez. Her kayıp sadece bir sayı değil; bir ailenin yıkımı, bir evin sessizliğe gömülmesidir. Her şehirde aynı sessiz çığlık yankılanırken, artık sadece izleyen değil, sorgulayan bir yerde durmak gerekir.
Çünkü bu acılar tesadüf değil; görmezden gelinen sorumlulukların, ertelenen önlemlerin ve duyulmayan seslerin bir sonucudur. Ve en önemlisi, hiçbir acı artık alışılacak kadar sıradan olmamalıdır.”