Yaşamın her şeyi kapsaması gibi, Yaşamak da hayatı olduğu gibi kucaklar; doğumları ve ölümleri, mutsuzlukları ve umutlarıyla. Fugui’nin hikâyesi, gençliğinde yaptığı hatalarla başlayan ve sevdiklerini birer birer kaybetmesiyle ağırlaşan bir hayat yolculuğunu anlatır. Yaşadıkları onu güçlendirmekten çok sadeleştirir; elinde kalan tek şey, yaşamın kendisi olur.
Yıllar sonra, yaşlı öküzüyle tarlasını sürerken tanıştığı bir yabancıya hayatını anlatırken, aslında yalnızca kendi hikâyesini değil; bir dönemin yoksulluğunu, savaşlarını, kaderin sert yüzünü ve insanın tüm bunlar karşısındaki sessiz direncini de aktarır. Anlatısı ne bir isyan ne de bir yakınmadır, sadece yaşanmışlığın duru bir ifadesidir.
Yaşamak, büyük sözler söylemeden, hayatın acımasızlığına rağmen sürüp giden yaşama bakmayı öğreten; okurunu sessizce ama derinden etkileyen bir roman. Sade ama güçlü hikâyelerden hoşlananlara gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Keyifli okumalar.