Seda

Seda
41 okur puanı
Temmuz 2019 tarihinde katıldı
Akla duyulan yersiz güven
Puan vermedi·76 syf.··
2023 61. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2023 22:32
Yüceltip durduğumuz, bizi bütün yaratıkların efendisi yaptığına inandığımız aklımızın, aslında azap çekmemiz için bize sunulduğunu söylemeye cesaret edebilir miyiz diye soruyor Montaigne. Aklın bize, müteşekkir olmamızı gerektirecek bir şey sunup sunmadığını hayvanların şaşırtıcı bilgelikteki dünyalarına bizi çekerek sorguluyor. Şöyle diyor Montaigne: "Tutarsızlık, tereddüt, şüphe, acı, batıl inanç, gelecekte -hatta ölümden sonra bile- neler yaşayacağımıza dair kaygılar, hırs, açgözlülük, kıskançlık, çekememezlik, azgınlık, delice, iflah olmaz arzular, savaş, yalanlar, sadakatsizlik, dedikodu... Biz insanlar bunlar ile donatılmışız. Vasat düzeydeki, tutarsız mantığımızla, öğrenme ve yargılama kapasitemizle övünüp duruyoruz, oysa ne gariptir bunlar karşılığında ödediğimiz bedel haddinden fazla." Montaigne'in bu yaklaşımını yine kendi aklımıza duyduğumuz güven -egonun özgüveni- ile yerebiliriz. Ama kendisi de insanların topyekûn sefil varlıklar olduğunu söylemiyor zaten. Bir yanımız kibir ve huzursuzlukla sıvanmış deliliğin, öte yanımız bunun bilincine bizi çekmeye çalışan bilgeliğin hakimiyetinde. Felsefenin görevi de bu gerçeği yansıtmak diyor. Ancak ona göre, çok az filozof var ki yaşamla ilgili bir seyler yazarken saygıda kusur etmemek, kuralların dışına çıkmamak için yaşamımızı oluşturan şeylerin çoğuna değinsin. "Akla duyulan yersiz güven yetersizliğin en temel nedenidir" diyen Montaigne, Hayvanlara Övgü'de bizi alışkın olmadığımız, zorlu bir düşünsel yolculuğa çıkarıyor. Tüm hayvanlara selam olsun. Keyifli okumalar dilerim.
Hayvanlara ÖvgüMontaigne · Can Yayınları · 2022422 okunma
Reklam
Bir yer, en saf haliyle, beklentilerde ve anılarda var olur.
9/10
·259 syf.··
2019 6. kitabı
Felsefenin temelinde yatan anlam arayisi Alan de Botton’un da temel meselesi. Bu kitabinda da daha once uzerine sadece gezi rehberleri, gezi gunlukleri veya seyahatname olarak ele alinan seyahati konu edinmis ve yaptigimiz sehayatlerin arkasindaki duygularimiza tercuman olmaya calismistir. Bunu da yine kendisinin sıkça yaptigi gibi eşsiz isimlerden yardım alarak başarmıştır. Viyana’da bir kitap-kafede rastlamıştım bu kitaba. Tam da yolculuk halindeyken. Uçakları anlatırken uçaktayken, doğayı anlatırken doğadayken.. Bugün Güney Fransa’yı dolanırken de elime aldım ve yolculuğumla birlikte keyifle tamamladım. Herkesi çok da ilgilendirmeyecek bir yığın bilgi içeriyor olabilir, ancak Botton’un edebiyat kabiliyeti hiç bir paragrafı atlattırmıyor. Herkesin yine kendine ait birkaç cümleden fazlasını bulacağı bir kitap. Hem bilgi, hem sorgulama, hem edebiyat, hem de kendisiyle keyifli saatler... iyi okumalar...
Felsefe
Seyahat SanatıAlain de Botton · Sel Yayıncılık · 2021532 okunma
Yalnızca yaşanıp yok olmayan birsey*
10/10
·225 syf.··
2019 4. kitabı
İçine koca bir tutam aşk serpiştirilmiş edebiyatın, felsefeyle başarılı bir şekilde harmanlanmış haliydi elimdeki bu kitap. Aşk nedir, kimdedir, nerededir..? Önce romantik yazgıcılığa bağlarız bizi gelip bulduğunda, çünkü yazgıya en çok romantik yaşantımızda özlem duyarız. Aşık olduğumuz kişiyle tanışmamız ve sonradan yaşanacaklar sanki kaderin bir oyunudur. Sırf ben ve o, ‘biz’ olalım diye denk gelmişizdir o gün birbirimize. O ilk birlikte paylaşılan anlar önce eşsiz hikayelere, sonra mistik olaylara aktarılır. Çünkü aşk mistizm gerektirir. Kime aşık olduğumuzun önemi var mıdır o saatten sonra? O insan kimdir sahiden? Belki de aşka, aşık olmaya, sevmeye, sevilmeye dair duyduğumuz özlem sayesinde yarattığımız bir kimliktir? Sahi, aşık olunan, kendi realitesinde de tüm zamanların en mükemmeli midir? Peki aşk ihtiyacı nedir: varoluşumuzun kanıtını sosyal bir varlık olarak arayan bizlerin sevildiğini idrak etmek buna yardımcı olabilir mi? Yoksa psikolojik bir yanılsamadan mı ibarettir bizdeki bu aşk ihtiyacı? Aşk nedir bilmeseydik nasıl tanımlardık bu duyguyu? Tek bir aşk hikayesinden yola çıktığı için belli sınırlar dahilinde tuttuğunu düşündüğümden kitabın ortasında elimden bırakmayı düşünürken, biraz daha derinlemesine bakınca kendimi içinde buldum. Kalbin, ruhun, mantığın labirentleri zorlanıyor; yine de bir kısıtlılık halinin söz konusu olduğunu görmek okuru üzerinde daha da düşünmeye sevk ediyor. Zira kimin hikayesi aynı ki.. ya da hepimiz mutlaka bir parça nasipleniyoruz gülüşlerimiz ve göz yaşlarımızın tadı ayrı olsa da… Yüreklerimizin yükünü taşıyan ruh, bir gün sormaz mı: üzerime bindirdiğin aşk yükleri beni geçmişe bağlıyor, bu nostalji hali şimdiden geleceğe erişmemde engel teşkil ediyor, şimdiye ise hep geriden geliyorum. Be insaf! -ahh ruhum, peki ne
Felsefe
Aşk ÜzerineAlain de Botton · Sel Yayıncılık · 20202,085 okunma