Çaresizlikten battı balık yan gider dediğim günler oldu.O günlerden geriye pişmanlık kaldı ama zamanında tanışabilseydik battı balık yan gider demezdim.
Bizler de hayatımızda zaman zaman sabırla, imtihan olacağız Taif'i yaşayacağız, Peygamberimiz gibi dinimizi anlatırken
taşlanmayacağız belki ama bizlerin de gönüllerine atılacak o taşlar... Görünürde kan akmayacak belki ancak yüreğimiz sızlayacak. İşte o zaman Kâinatın Efendisi gibi onlara beddua etmek yerine ellerimizi semaya kaldırıp: "Ya Rabbi! Bilselerdi yapmazlardı, bilmiyorlar." deyip onlara dua edebiliyorsak
eğer Siyer-i Nebi'yi hakkıyla anlamış olacağız.
Ey iman edenler! Allah'a tövbe edin, nasuh (dönülmez) bir tövbe ile..."(Tahrim / 8)
Acziyetimi, fakirliğimi, garipliğimi, kimsesizliğimi Rabbime arz ettim. Sen Allah'a kendi yokluğunu, yoksunluğunu arz edip itiraf edersen O'da sana varlığını, keremini, lütfunu ihsan eder. Umudum Rabbimin beni kabul etmesiydi. O beni kabul etmeseydi tövbe etmeyi bana nasip eder miydi?
"Tövbe etmek ancak o kimselere yaraşır ki işledikleri suçu bilmeyerek işlerler sonra çarçabuk dönerler. İşte bunlardır ki Allah'ta onlara yönelir ve tövbelerini kabul eder."
Bilemedim Ya İlahi! Peygamberim buyurmamış mıydı; "Bilmiyorlar, bilselerdi yapmazlardı."
Bilemedim ki en büyük günahım bilmemekti, aldanışım bildiğimi zannetmekti. Kişi hiçbir şeyi bilmediğini anlayana kadar bildikleri ile övünür durur. Hiçbir şey bilmediğini anlayınca da bildiğinden utanır da işte o zaman marifeti kemale erer.