Sustular. Rüzgârın sadece öperek geçtiği sessizlik, dalgaların çakıllar arasındaki oyuklarından çıkan sesle uyuşturucu bir hışıltı oluyor; bu ses denizin parıldamalarından çıkıyor zannedilecek kadar o parıltılara uyum sağlıyordu.
Birçok mutluluğu ya zehirli bir ayrılık ya da aşağılayıcı bir umursamazlıkla bitmiş, hiçbiri en mutlu zamanında bile şu mutluluğun huzur ve güzelliğine benzeyememişti.
O her türlü endişeden uzak, doğal, geçmişle hiçbir bağı olmasa bile, ummadığı bir neşe ile daima beklenmedik gülümsemelerle gelen, hep güzelliklerle, hep sevinçlerle gelen o sade hayat ona şimdi, ele geçmesi imkansız bir lütuf acılığıyla, bir hüsran matemiyle görünüyordu.
Dudaklarını gözlerime dokundurduğun zaman bütün canımın koşa koşa gelip gözlerime toplandığını, orada sana kavuşmaktan mutlu olarak kaldığını hissediyorum.