Başka bir deyişle yaşam yalnızca iki temel üst alem içerir-bakteriler ve arkeler- ve ökaryotlar ("bizim" hücrelerimiz) arkelerin görece yani bir alt dalını temsil eder. Belki de bizler, yaşamın iki ana üst aleminin yontulmasından artakalan talaşızdır.
Her güçlü antibiyotik -doksisilin, rifampin, levofloksasin- insan hücrelerinde bakteri hücrelerinden farklı olan bazı moleküler bileşenleri tanır. Bu yönden bakınca her antibiyotik bir "hücresel ilaç" halini alır: mikrobiyal bir hücreyle insan hücresi arasındaki farklara dayanarak işleyen bir ilaç.
Tıbbın çehresini değiştiren ilaçlardan olan antibiyotikler, genel olarak konak hücreyi mikrobiyal hücreden ayıran bir şeye saldırdıkları için işe yarıyorlar. Penisilin, hücre duvarı sentezinde kullanılan bakteriyal enzimleri yok eder ve bakteri duvarlarında "delikler" oluşması sonucunu doğurur. İnsan hücrelerinin bu tip hücre duvarlarına sahip olmaması, varlıkları hücre duvarının bütünlüğüne bağlı olan bakteriyal türlere karşı penisilini bir sihirli değnek haline getirir.