2 Temmuz 1993'te Sivas'ta ne olduysa, bugün bütün bir
ülkede ve Ortadoğu'da, biraz kılık değiştirerek, biraz daha
vahşice, biraz daha devlete dönüşmüş olarak, biraz daha
üstü örtülerek aynısı olmaktadır. O gün Sivas'ta özgür akıl
yakılmıştır. Özgür aklın temel güvencesi olan laiklik yakılmıştır. Temel insan hakları, insanlarla birlikte yakılmıştır.
İlerici kültür, sanat ve demokratik düşünce yakılmıştır. Sivas katliamını gerçekleştiren ideoloji, çok değil, katliamdan
9 yıl sonra ülke yönetimini ele geçirdi ve bu ülkeyi, demokrasinin bütün imkânlarını kullanarak, adım adım dinin kurallarına uyarlayarak yönetmeye başladı, yönetti, sanırım
daha da yönetecek
Siyaset yediğimiz ekmeğe, içtiğimiz suya,
aldığımız havaya, yattığımız yatağa, yürüdüğümüz sokağa
girecek, bütün bunları çekip çevirecek ama şiire girerse bu
yanlış olacak, edebiyat dışı olacak. Bundan kaçmak, yaşanılan kötülüğün üretilmesine pasif bir biçimde katkıda bulunmaktır. Gözetilecek tek bir şey var, iki alanın dilini birbirinin
yerine koyacak bir ucuzluğa düşmemek. Dünyanın bütün büyük şiirleri, dünya görüşü ne olursa olsun, yetkin bir politik
bilince sahip şairler tarafından yazılmıştır
Kimsenin kendinden bir dize bulmadığı
ya da bir dize eklemediği bir şiir, şairini yutan bir boşluktur.
Olsa olsa şairin kendini sevdiği narsistik bir "şey"dir.
Eğer insanın
içinde varoluş bilincine dönüşmüş yakıcı bir yaratma arzusu
varsa, en ağır baskılarda, en büyük yoksunluklarda bile bir
yolunu bulup yazacaktır. Çünkü şiir, şairin kendisine indirdiği bir varoluş ayetidir. O ayet yoksa o şair yoktur.
Bir cinneti yaşıyoruz ama bunu yüksek sesle söyleyemiyoruz. Basın teslim alındı. Üniversite teslim alındı. Adalet teslim
alındı. Eğitim teslim alındı. Siyaset teslim alındı. Sermaye teslim alındı. Halkın belkemiği bir kişinin diliyle dişi arasında,
her gün bir yerinden daha kırılıyor. Her gün her evden gencecik bir çocuğun cenazesi kalkıyor. Her gün her evden bir kişi
hapishaneye gidiyor. İçeride öldürdüklerimiz yetmedi, sınırların ötesinde düşman avına çıktık. Dünyanın aklının ortasına,
gözünün içine yalan söylüyor, sonra da ezik ve küstah bir dik
kafalılıkla bizi anlamadınız diye herkese hakaret ediyoruz