ben bu hüznü anamsütü gibi emdim çocukluğumda
ben bu hüznü yıllaryılı
taşıdım sevda gibi
en kavgacı
en bıçkın
ve en güleç şiirlerimde bile benim
nabız gibi atıp durur bu hüzün
güzün güzün
gelen hüzün
ey beni bilmeyenler
tanımayanlar
konaklayıp geçenler o topraklardan
acı çekin önce biraz
sonra okuyun şiirlerimi!
Hayatın düzeni "acı düzeni"dir. Acı hakikatin güvenilir bir ölçütü, "canlının görünümlerinde hakikat ile sahteyi birbirinden ayırmanın bir aracı"dır. Acı ancak gerçek bir aidiyetin tehdit altında
olduğu yerde belirir. Yani acı olmadığında körüzdür, hakikate ve
bilgiye ulaşamayız: "Koptuklarında acı veren bağlar hakikidir,
et haline gelmiştir. İnsan acı çektiği durumda gerçekten mevcuttur, orada -bilerek ya da bilmeyerek- sevmiştir de. Böylece dünyanın örgüsüne göz atmış oluruz: Varlık nerede acı çekebiliyorsa
orada gerçekten örgünün içindedir, sadece mekanik ve mekansal
bir yan yanalık değil gerçek, yani canlı bir birliktelik söz konusudur orada." Acı olmaksızın ne sevmiş ne de yaşamışızdır.
Hayat, rahat bir hayatta kalmaya feda edilir. Yalnızca canlı bir
ilişki, gerçek bir birliktelik acıya muktedirdir. Buna karşılık cansız, işlevsel bir bir-aradalık bozulduğunda bile acısızdır. Canlı
bir birlikteliği ölü olandan ayırt eden acıdır.
"Tanrı kullarını gözetir", "Ne gecenin dehşetinden korkarsın ne gündüz uçan oktan. Sen yalnız kendi gözlerinle seyredecek, kötülerin cezasını göreceksin."
ankara adım adım
ankara dize dize gömülüyor geceye
grev yasak
miting yasak
«sosyal bir sınıfın
diğer sosyal sınıflar üzerinde
tahakkümünü tesis...
diye başlıyor madde
pek pek ünlü maddesi 《viva mussolini》!nin