Babam gülümsemeye çalışırken birden durdu, yine ağlamaya başladı. Elimi omzuna attım, azgın dalgaların kayalıklara attığı iki sandaldık o anda, "Üzülme baba" dedim , "alt tarafı bir ev , alt tarafı beton parçası ya, Çalışır ederiz, yine alırız. Ben de çalışırım bundan sonra, söz, alırız bir e v daha "
"Ona üzülmüyorum ki ben," dedi babam " Her ay taksitini ödedik de ne oldu. Bak, uçup gitti elimizden balon gibi. Keşke seni ağlatmasaydık çocukken Keşke sana o akülü arabayı alsaydık " ...
...Biliyorsunuz, ne zaman yepyeni bir atılıma hazırlansam her seferinde yere senidim. Yine yere serilmeye gidiyorum, bunu yureğimın en derinlerinde hissediyorum. Her şeye rağmen ve her şeye karşı, bu sefer bir parça daha umutluyum. İş işten geçtikten sonra ayıldım zira, her zamanki gibi. Aslında en doğru ayılma zamanı da iş işten geçtikten sonradır, çünkü öğretici bir yanı vardır, ne öğrettiğini tam olarak bilemiyorum. Ayrıca şu akıp giden gunlerinde yuvarlandığımız hayatı duşününce, o hayattan ne öğrendiğini kim tam olarak bilebilir ki? Hayat bir okul değil ki öğrendiklerimizi deftere yazıp ezberleyelim ve sınav gunu geldiğinde de yuz alalım. "...
... çocukken çok istediğim halde
alınmayan akülü araba.
Babamın bir maaşına denk geliyormuş o akülü arabanın parası, bana dedikleri buydu, evin taksiti varmış, o yüzden alınamazmış. Şimdi duşunuyorum, her ay evin taksitini ödediler de ne oldu. Taksitler bitti, ertesi ay deprem oldu, ev yıkıldı. Ben gunlerce ağlayıp durduğumla kaldım akülü araba sevdası Yüzünden. Bazı anlar vardır, geçen zamanın bir daha geri gelmeyeceğini kuvvetle hissettirir insana...