📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
‘Ben sanıyordum ki, diyelim, ayağına basılan bir kimseye karşı üzülerek ve istirham ederek kullanılan:
- Afedersiniz,
yolu kapamış, dayanmış durmuş birine hafif bir dokunma ile birlikte çoğu gülümseyerek söylenen:
- Lütfen, biraz…
ve başkaları gibi terkipler yüzyıldan yüzyıla, insanların ahlakına gelen incelik, zerafet, nezaket ve benzeri hallerin yarattığı muaşeret düsturlarıdır. Meğer, böyle değilmiş. Kimse ile bozuşmamaya niyet etmiş olan bir veya bir kaç sivri akıllının, kavga çıkmasın diye, kelimeler üzerine kurdukları yaldızlı deyimlermiş…
Kitapta Tanzimat dönemi yazarlarından olan Ahmet Mithat Efendi yanlış batılılaşmayı anlatmak için arkadaş olan Felatun Bey ve Rakım Efendi’yi anlatıyor. Bu iki karakterin hayatı birbirlerinden tamamen farklıdır. Felatun bey zengin bir ailenin kitapta da sıkça dediği gibi hoppa oğuludur. Lükse düşkün, gösterişli yaşamayı seven dönemin kötü bir örneği olarak anlatılmıştır. Kendisi gibi bir de kız kardeşi vardır. Rakım Efendi ise, çok çalışkan, dürüst ve kültürlü örnek biri olarak gösterilmiştir. Arap dadısı tarafından büyütülmüş yoksul bir ailenin çocuğudur.
Kitapta yazar da ara ara kendini gösteriyor, karekterler hakkında fikrini sunuyor. Özellikle Felatun Bey’i sürekli kötüleyip, Rakım Efendi’ye övgüler yağdırıyor ama direkt böyle göstermesi biraz yanılgıya düşürüyor. Çünkü dönemin kadın ve erkek yaşamlarının da anlatıldığı kitapta Rakım Efendi’nin; cariyesi olarak yanına aldığı Canan ve Canan’ın piyona hocasıyla olan ilişkisi pek örnek davranış sergilemiyor. Ama kitabın dönemine bakıldığında gerçekten güzel bir eser. İlk örneklerimizden olduğu için oldukça önemli ve okunması gereken eserlerden.