"hep öyle olmaz mı? erkekleri salonda bırakıp mutfağa gitmez miyiz? vatanımıza, doğal ortamımıza dönmenin huzuru. neden bir de mutfakta sorulur hal hatır? 'nasılsın?' daha kısık ve doğrudan bir sesle, gerçeği duymak ister gibi, salondaki yalanları değil.
kendi dilimizi konuşmanın sevinci bu. hiçbir erkek bilemeyecek bunu; yüzümüz gerçek biçimini alır fayansların önünde.
nasılsın alara? bir dilimiz var bizim. birbirimizin cümlelerini destekleyerek sürdürüyoruz konuşmayı. ne tartışmak, ne dürüstlük... yorgunuz çünkü. sen benim sözlerimi alırsın kucağına, ben seninkilere başımı yaslarım. onların yanına dönmeden önce yaralarımızı merhemliyoruz aslında, anlasana."
Sayfa 42 - Everest Yayınları, 1996