İçimde büyük bir değişim meydana geldi. İdam kararına kadar, nefes aldığımı, kalbimin çarptığını , diğer insanlarla aynı seviyede yaşadığımız hissediyordum; şimdi ise dünya ile aramda sert bir duvar vardı.
" İdam cezası!"
diye bağırdı ve tüm bu insanlar, beni götürürlerken, yıkılan bir binanın çatırtısını andıran bir hızla adımlarımı takip etti. Ben ise baygın ve sersem bir biçimde yürüyordum.
Şimdi ise mahkumum. Vücudum bir zindanda zincirli, ruhum ise bir düşünceye hapsolmuş, korkunç, kanlı ve acımasız bir düşünceye! Artık sadece bir düşüncem, bir kanaatim,kesin bir gerçekliğim vardır. Ben bir idam mahkümuyum.!
Bir gülümsemesiyle odanı nurlandıran sabahların, üzerini dualarla örttüğü uykuların gider. "Kendine iyi bak yavrum" diyen o sıcak ses, her yorulduğunda
canına can olan nefes gider.Anne giderse
başını koyduğun o vefalı omuz, ağız tadın, yürek yarın ve yaşama dair heves gider.
Anne giderse,
dışarda mevsimler, balkonda çiçekler, dünyadan güzellikler
ve yanındayım diyen herkes gider.
Uğur Gökbulut