"Resulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur; "Kabrindeki ölü, boğulmak üzere olup yardım dileyen kimse gibidir. Babasından, kardeşinden veya bir arkadaşından gelecek duayı bekler durur. Ona bir dua gelince bu onun için bütün dünyadan ve içindeki güzelliklerden daha tatlıdır. Şüphesiz ki hayattakilerin ölülere vereceği hediye onlar için dua etmeleri ve istiğfarda bulunmalarıdır." (Nesai, Küsüf, 11.)
Kabirleri ziyaretten asıl maksat, ziyaret edenin ibret alması, ziyaret edilenin de onun duasından faydalanmasıdır."
"Ruh ceset gibi ölmez. O ölümsüzdür. Yani ruhları Allah kâinat yaratılmadan önce var etmiştir. Daha sonra da ruhlara bir ceset giydirip dünyaya göndermiştir.
Ruh cesetle değil, ceset ruhla kaimdir. Dolayısıyla ruh, ceset dağılsa da tekrar toplansa da herhangi bir değişikliğe uğramaz. Hatta ceset ruhun hanesi ve yuvasıdır, elbisesi değil. O halde ölüm anında ruh büsbütün çıplak olmaz, yuvasından çıkar ama diğer yandan misali bedenini giyer." (Sözler)
"Ölümün yüzü gerçi karanlıktır, siyahtır, çirkindir. Fakat mümin için asıl siması nuranîdir, güzeldir. Bu yüzden ölüme korkarak değil, belki bir cihetle severek bakmak gerekir." (Lem'alar)
"Bir çocuğa ahirete imanı, çok iyi kavratmak lazım. Çünkü, insanın, çocukluğunda aldığı dini telkinler, hayatı boyunca derin izler bırakıyor. Çünkü, her çocukta, kendisine yardım edecek ve onu koruyacak "sonsuz bir kuvvet" arayışı vardır. Çocukta görülen bu arayış ondaki ihtiyacın bir ifadesidir. Zira çocuğun birtakım temel ihtiyaçları vardır. Emniyet, güven, dayanma, korunma sığınma, kabul görme, teslim olma, sevilme bu ihtiyaçların başında gelir."