Minarede "ölü var!" diye bir acı salâ...
Er kişi niyetine saf saf namaz... Ne âlâ!
Böyledir de ölüme kimse inanmaz hâlâ!
Ne tabutu taşıyan, ne de toprağı kazan...
Bir gün baksam ki gelmişsin
Bir güvercin gibi yorgun uzaklardan yar
'Gözlerinde bir bitmez, bir tükenmez güzellik'
Saçlarında ilkbahar.
Bir gün baksam ki gelmişsin
Gülüşünde taze serin bir rüzgar
Ellerin yine eskisi kadar güzel
Çiçek açmış dokunduğun bütün kapılar
Y.B.Bakiler
1972 yılında Mescid-i Aksa'ya giden bir gazetecinin başında şöyle bir hadise geçer: Yaşı ilerlemiş, üniforması yamalı bir asker görür. Selam verip kendisinin neden burada olduğunu sorunca şu cevabı alır: 'Ben Iğdırlı Onbaşı Hasan'ım. Kanal Cephesi'nde yenildik. İngiliz sonra Kudüs'e dayandı, şehri işgal etti. Komutanımız İstanbul'a çağırılınca bize 'Kudüs bize Sultan Selim Han Hazretleri'nin yadigârıdır. Siz burada nöbeti sürdürün. Sonra halk, Osmanlı da gitti, bundan sonra bizim hâlimiz nice olur, demesin. Fahri Kâinat Efendimizin ilk kıblesini Osmanlı da terk ederse gâvura bayramdır' dedi. Ben de o günden beri nöbetteyim!"