Ne kadar güzel olursa olsun insan aynı yerde oturduğunda hayat yeknesaklaşıyordu. Bir araziyi işlemek, orada mekan tutmak belki kıt kanaat geçinip kaygısız yaşamaktı, ama bu, aynı zamanda heyecansız da yaşamak demek değil miydi?.. Her gün yeni bir yerde uyanmak, her ay farklı çiçeklerin kokusunda uyanmak, her yıl farklı bir yol izleyip yeni hayaller kurmak…
Sevgi hissedilen bir şeydi, bunu biliyordum; ama bir heyecanın da adı olabilir miydi? Bir kişinin adını duyunca hissedilen bir heyecanın adı?!…Hissedilebilirdi ama tanımlanabilir miydi?
Göklerde, yerlerde ve ikisi arasında ne varsa sevgiyle vardır. Gökler sevgiyle dönerler, yıldızlar sevgi sayesinde yerlerinde durabilirler. Tıpkı kalbimizdeki sevgi yıldızları gibi… Bu yüzden dış yerine içi, suret yerine ruhu sevmek gerekir. Hayat ancak sevgiyle tatlıdır ve sevgilisiz dünyada hayat sürmek beyhudedir.