Bilirsin yaşam derler adına, her şey beklenir ondan. Gelecekte sen başka kadınlarla birlikte olursun. Evet kesin olursun. Ama böyle değil Zaur. Kimseyle böyle değil. Ne bileyim her şey olur belki de çok hoşlandıkların olur ama böyle değil. Bunun aynen yinelenmesi olası değil.
Sen ve ben, mutluluk budur işte Zaurik. Gerçeklerin en büyüğü bu. Bizim ilişkilerimizde başka bir anlam arama. Birlikte olduğumuz dakikaları dolu dolu yaşa…
Çok yıllar sonra, yaşlılığında kimi zaman yaşamın acı ve tatlı anılarını anımsarken Zaur, eğer yaşam boyu mutlu geçen anları olmuşsa o mutlu anların en gözdesi işte bu andı diye düşünürdü. Domodedova havalimanının camlı galerisinde uzaktan Tehmine’yi gördüğü, ona doğru koştuğu, Tehmine’yi kolları arasına aldığı an. Ve Tehmine’nin ona “Zaurik ne iyi ettin de geldin” dediği an.
Maryam’ı bir daha hiç görmedi, zaten aramadığı izine hiç rastlamadı, hakkında tek bir kelime bile duymadı. Ama unutamadı. Maryam ikinci bir kişilik gibi onunla birlikte hep var oldu. Alınacak bir öç, görülecek bir hesap, kavuşulacak bir sevgili, dinmeyen bir özlem gibi karmaşık duygulardan ne varsa daha hepsi oydu. Ama Maryam’ın bütün bunlardan haberi yoktu.
Ama bilmiyordu ki vücudun ruha ihanet etmediği anlar pek azdır. Ne çok ister insan büyük kederlerin ardından ölüp gitmeyi de başaramaz. Ruh başına kara bir hale takarak göğe yükselmek için çırpınır; ama vücut dünyalıdır; yer, içer yaşar.