Sefa Köse

Eşik
Boş ve ümitsizdir akşamın hüznü Bu tenha çeşmede bir an yüzünü Seyredenler altın sazlar içinde Ruh muammasının ürperişinde Kaybolmuş sanırlar kendilerine... Bırak bu tesadüf bahçelerini... Hakikat çok uzak, karanlık, derin Bir dille konuşur, büyük köklerin Toprakta ezelden karışmış dili! Gece ile ölümdür asıl sevgili
Sayfa 68 - Dergâh·Kitabı okudu
Şiir
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Eşik
Evet çok bekledim, kaç kere hazan, Dinç atlar koşturdu boş ufuklardan Yeleleri alevli, ağız köpüklü, Bulutlar bir kanlı hiddetle yüklü Geçtikçe batıya doğru önümden Zalim ümitlerle ürperirdim ben, Duyardım uzlette her an bir yeni Âlemin yıkılıp devrildiğini Çılgın mahşerinde ses ve renklerin... Benden sor sırrını mesafelerin Benden sor ve benden dinle akşamı... Rabbim bu sonsuzluk ve onun tadı...
Sayfa 67 - Dergâh·Kitabı okudu
Şiir
Yavaş Yavaş Aydınlanan
Yavaş yavaş aydınlanan Bir deniz alt âlemi, Yosunlu bir boşluktan Çekiyor kendine beni
Sayfa 25 - Dergâh·Kitabı okudu
Şiir
Ne içindeyim zamanın
Başım sükutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen; İçim muradına ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Sayfa 23 - Dergâh·Kitabı okudu
Şiir
Zaman Kırıntıları
Neye yarar hatırlamak, Neye yarar bu cılız ışıklı bahçelerde Hatırlamak geçmiş şeyleri, Bu beyhude akşam bahçesinde Kapanırken üstümüze böyle Zaman çemberi
Sayfa 73 - Dergâh·Kitabı okudu
Şiir