İslâm Şeriatının, ham yobazdaki kuru ve nefsanî idrak dışında ve kendi öz saffet, asliyet ve tamamiyeti içinde hicbir tecezzi(bölünme) ve muvazaa kabul etmez bir bütün olduğuna inanıyoruz.
Eğer bir elinizle bugünkü ahlâk faciamızın müşahhas tecelli plânındaki tüyler ürpertici manzaralarını pençelemiyor; öbür elinizle de muhtaç olduğumuz ahlâkın mücerret inşası bakımından varılması mümkün yegâne teşhise işaret etmiyorsanız, biricik vatâni ve millî borcunuzu yerine getirmiyorsunuz demektir.
Türk milletine, niçin hâla öz eliyle bir dikiş iğnesi yapamadığı ve bir fabrikanın parçalarını yabancı diyarlardan getirip burada kurmakla bir sanayi sahibi olunamayacağı sırrından asla bahsedilmedi.
Şark ve Garp medeniyetleri, neticede Garbın, akıl ve madde hakimiyetiyle Şarkın boynuna, müstemleke ve istismar sahası boyunduruğunu geçirmeye muvaffak oluşundan beri karşılıklı ve zımnî bir anlaşma halindedirler:
Bütün medeniyet unsur ve âletlerini Garplı imâl edecek ve Şarklı, sadece ahmak müstehlik sıfatiyle bunları kullanacak ve mukabilinde tarlalarını Garplı hesabına ekip biçecek, ham maddelerini onun emrine verecektir.