Ragıp Sefa Sarı

Ragıp Sefa Sarı
• φιλοσοφία, philosophy, Felsefe Kur’an, 41/33
Hepimiz, kapitalistler, komünistler ve sosyalistler yerine 'insanlar' olarak düşünmeyi öğrendiğimizde, burası - dünya - o zaman tüm insanların dünyası olacak. •Malcolm X / Hac Yolunda 1964 Günlükleri, 188 - Ekin Yayınları
Reklam
“Kitapda egemen paradigmanın bir eleştirisini okuyacaksınız. Sömürgeci bilim, dünyanın bir bölgesinde pişirilmiş aşı, yerel unsurları hiç hesaba katmadan öte bölgelerdeki insanların da yemesini ister. Oysa ruh sağlığı asıl rengini içinde bulunduğu toplum ve kültürden alır. Daha kuşatıcı ve bütüncül bir bakış insanın hangi tarihin ve kültürün içinden geldiğini ve zamanın ruhunun bunlarla nasıl bir etkileşime girdiğini hesaba katmak zorundadır.” (Kemal Sayar || Melekleri Ürkütmek, Albaraka Yayınları, s.8)
Sayfa 8 - Albaraka Yayınları
96/ 9-10. Salât (ibadet) ederken bir kulu engelleyeni gördün mü! (Okuyan ) 96/ 10 Bakar mısın şu kulun namaz kılmasını yasaklayana.(Tuncer)(5) (5) Müşrikler, namaz kılıyorlardı, fakat anlamını kaybetmiş namazlarını (107/Maun 5) korumak için Müslümanların Kâbe'de doğrudan Allah'a ibadet etmelerine engel oluyor ve onları kendileri gibi putların karşısında ibadet etmeye zorluyorlardı (72/Cin 18, 19; Buharî, Tefsir 96/356). Namazına engel olunan kulun, Hz. Muhammed mi, yoksa köle statüsünde bulunan ve müşrik zorbalara bağımlı olan Müslümanlar mı olduğu ihtilaflı bir konudur.(Razî, Mefatihu'l-Gayb; Âlûsi, Ruhu'l-Maani). Devamındaki ayetlerde emir ve itaatle ilgili uyarılara bakılarak ayetin ifadesi genel olarak değerlendirilebilir. Bu durum, namazın Hz. Peygamber tarafından icat edilmediğini, cahiliye çağında şirke bulandırılmış ve anlamını kaybetmiş namazı ıslah ederek sahabeye öğrettiğini gösterir. (107|Maun 4-7; Erul, Sahabenin Sünnet Anlayışı, s. 241). (Namlı Tuncer, 1-96 Alak Süresi/Kur’an Aydınlığı Kronolojik Kur’an Meali, (Dipnot 5) Fecr Yayınları s.3 )
Efendimiz'in (s.a.v.) bu akıbeti istemesi (tam teslimiyet bilinci) gayet doğal ve mantıklıydı. Sonuçta ideolojiler evrensel değerlere (ve hedeflere) dayanan tutarl inanç sistemleridir. Bir anlamda, kalplerindekinin (di-ğerkâmlık, özgürlük, eşitlik, güvenlik veya bunların birleşimi olabilir) sadece bazı insanlar için değil, dünyanın her yerindeki tüm insanlar için faydalı olduğu fikrine dayanırlar. Sözgelimi Karl Marx komünizmden yalnızca bazı insanların değil, herkesin yararlanacağına inanıyordu. Demokratlar demokrasinin yalnızca kendi ülkelerindeki insanlar için değil; tüm dünya ülkelerindeki insanlar için iyi olacağını düşünüyorlardı. Bu minvalde o da dünyanın her yerinde, herkes için, her şeyin gerçekleşmesini istiyordu. Bunun ise ancak insanların Tevhid-i manada Allah’a teslim olmasıyla var olabileceğine inanıyordu.”  JOEL HAYWARD || Hz. Muhammed liderliği Peygamberimizin Siyasi, Askeri ve Sosyal Hayatta Yol Göstericiliği (s.76-77) Çeviren Ömer Faruk AKMAN (insan Yayınları )
“O kalplerdeki niyet ve güdüleri yargılamayı Allah'a bırakarak, kişilerin eylemlerini zahiriyle kabul etme yolunu seçiyordu. Nitekim şu şekilde buyurmuştu: "Ben insanların kalplerine bakmakla emrolunmadım." Joel Hayward || Hz.Muhammed liderliği Peygamberimizin Siyasi, Askerî ve Sosyal Hayatta Yol Göstericiliği, s.149 -İnsan Yayınları
Reklam