Öfke, kavgada veya meydan savaşlarında bile işe yaramaz; çünkü başkalarını tehlikeye atma arzusuyla kendi gardını indirir. En önemli davranış, etrafinı uzun uzun inceleyerek kendi kendini yönetmek, yavaş ve bilinçli ilerlemektir.
Seneca/ Öfke Üzerine s.19, Kapra Yay.
“İlk olarak her birimizin etrafımızda taşıdığı belli bir olasılıklar ağacına sahip olduğunu söyleyebiliriz. Hem dünyanın hem de kendimizin uygun eylemlerle nasıl bir hale gelebileceğine ilişkin dallanıp budaklanan bir yapı olan olasılıklar ağacı. Bunlar her birimiz için farklı fark-h olacaktır çünkü farklı şartlarda, farklı avantaj ve dezavantajlarla dünyaya geliriz. Bir kişi için mümkün olan şey, bir başkası için öyle olmayabilir. Hatta söz konusu noktayı mümkün kılan kavranabilir bir irade eylemleri dizisi dahi söz konusu olmayabilir. Olasılıklar ağacının yapısında iyi ya da kötü pek çok şans bulunur. Seçimler karşısındaki kararlarımız doğal olarak dallanma noktaları oluşturur ve olasılıklar ağacımıza etkide bulunur. Bazı olasııkları genellikle kalıcı biçimde kapatır ki bu da onları imkânsız hale getirmeye yeter de artar.”
Dean Rickles, Hayat Kısa, çeviri, Seray Soysal , s.121 - Ayrıntı Yayınları)
Mükemmeliyetçiler, bu anlamda, yaşamlarının çeşitli yönleri (ilişkiler, benlik, iş, vs) konusunda Platonculara benzerler. Platonik formlarla ilgili olan şey, gerçek dünyanın asla onlara uymayacağı, her zaman mağara duvarına düşen yoksul bir gölgeden ibaret olacağıdır.
(Dean Rickles, Hayat Kısa, çeviri, Seray
Soysal , s.103 - Ayrıntı Yayınları)
"Çocuğun yediği helal, giydiği haram,” demiş büyüklerimiz. Bir de kibir ve gösterişin günah olduğunu söylerler. Büyüklerimizin dediklerini bir kenara koyup çocuklarımıza en pahalı ayakkabıları, en marka telefonları aldık. Sonuç olarak telefonunun veya ayakkabısının markasından utanmak ya da bundan dolayı zorbalanmak çocukların gündelik hayatının bir parçası hâline geldi.
"Dijital Tsunami" adlı kitabımdan alıntıdır.