"Kendine has değerleri ve özgünlüğü olan 'şahsiyet'lerin yerini, modern sistemin üretim ve tüketim çarklarına uyum sağlamış, tepkileri önceden kestirilebilen 'birey'ler almıştır. Bu, insanın kitleselleşerek silikleşmesidir."
Seyyid Kutub'a göre İslam devletinde hakimiyet halka, belirli bir parti, kral ya da otokraktik lidere değil yalnızca Allah'a aittir. Zira kanunların kaynağı doğrudan Allah'tır. Kutub ve takipçileri otantik İslam'a saygı göstermeyen devletlere isyan edilmesini savunan en az bir o kadar köklü bir geleneğe mensuptur. Seyyid Kutub'un fikirleri 1970'ler ve 1980'lerde özellikle Mısır'da devrimci eylemler düzenleyen bir dizi radikal harekete ilham vermiştir.
Birçok Müslüman, Kur'an'ı Sadece bir sevap makinası gibi görüyor. Ne kadar çok okursa o kadar sevap alacağını sanıyor. Oysa Kur'an bir sevap makinası değil, Bir hayat Kitabıdır. Kur'an'ın asıl amacı okunmakla sınırlı kalmak değil; İçindeki mesajları anlayıp hayatımıza uygulamaktır. İşte ancak o zaman doğru yolu buluruz.
"Dil, bir toplum için kimlik, kültür ve tarihin taşındığı en kritik köprüydü. Dil ve o dilin aleti konumundaki alfabe değiştiği zaman kimlik, kültür ve tarihe dair bağlamlar ortadan kalkıyor, köksüz ve derinliksiz, dünle yarın arasında kaybolup gitmiş bir toplum meydana geliyordu."
Taha Kılınç // Kayıp Coğrafyanın İzinde: Doğu Türkistan Seyahatnamesi // s. 83