Ragıp Sefa Sarı

Ragıp Sefa Sarı
• φιλοσοφία, philosophy, Felsefe Kur’an, 41/33
Efendimiz'in (s.a.v.) bu akıbeti istemesi (tam teslimiyet bilinci) gayet doğal ve mantıklıydı. Sonuçta ideolojiler evrensel değerlere (ve hedeflere) dayanan tutarl inanç sistemleridir. Bir anlamda, kalplerindekinin (di-ğerkâmlık, özgürlük, eşitlik, güvenlik veya bunların birleşimi olabilir) sadece bazı insanlar için değil, dünyanın her yerindeki tüm insanlar için faydalı olduğu fikrine dayanırlar. Sözgelimi Karl Marx komünizmden yalnızca bazı insanların değil, herkesin yararlanacağına inanıyordu. Demokratlar demokrasinin yalnızca kendi ülkelerindeki insanlar için değil; tüm dünya ülkelerindeki insanlar için iyi olacağını düşünüyorlardı. Bu minvalde o da dünyanın her yerinde, herkes için, her şeyin gerçekleşmesini istiyordu. Bunun ise ancak insanların Tevhid-i manada Allah’a teslim olmasıyla var olabileceğine inanıyordu.”  JOEL HAYWARD || Hz. Muhammed liderliği Peygamberimizin Siyasi, Askeri ve Sosyal Hayatta Yol Göstericiliği (s.76-77) Çeviren Ömer Faruk AKMAN (insan Yayınları )
Reklam
“O kalplerdeki niyet ve güdüleri yargılamayı Allah'a bırakarak, kişilerin eylemlerini zahiriyle kabul etme yolunu seçiyordu. Nitekim şu şekilde buyurmuştu: "Ben insanların kalplerine bakmakla emrolunmadım." Joel Hayward || Hz.Muhammed liderliği Peygamberimizin Siyasi, Askerî ve Sosyal Hayatta Yol Göstericiliği, s.149 -İnsan Yayınları
Alşılmış itaat kültüründe, ast olan kişi kendisine verilen görevi beğense de beğenmese de emre kayıtsız şartsız itaat etmek zoundaydı. Ancak Efendimiz (s.a.v., ) liderlik makamına getirdiği bazı kişilerin, bu itaat kültürüne dayanarak astlarını etik dışı davranışlara zorlayabileceklerinin bilincindeydi. Bu sebeple, bir kişiye bir şey yapması emredildiğinde, yalnızca talimatı yerine getirmek değil, aynı zamanda verilen emrin nedenini anlamaya çalışmanın da bir o kadar önemli olduğunu öğütlerdi. Bu noktada, talimatın doğru olup olmadığını sorgulamak için eleştirel düşünmenin kaçınılmaz bir gereklilik olduğu açıktı.(*) (*) Bkz. Sünen-i Ebu Davud, s. 332, hadis 2626. JOEL HAYWARD || Hz. Muhammed liderliği Peygamberimizin Siyasi, Askeri ve Sosyal Hayatta Yol Göstericiliği (s.35-36) Çeviren Ömer Faruk AKMAN (İnsan Yayınları)
Sayfa 36 - insan Yayınları
Sosyolojik zemin açısından tam isabetli bir bakış. “Belirli olguların bağlamsal önemindeki farklılıkları silikleştiren bu tutum, sosyolojik olguların inceliklerine dair kavrayış eksikliğinden kaynaklanıyor. Bir örnek olarak yolsuzluğu ele alalım. Gelişmekte olan top-umlarda siyasi liderliğin ve bürokrasinin yolsuzluğa bulaşması, toplum üzerinde Batidaki benzer bir olgudan çok daha yıkıcı etkilere sahiptir, çünkü gelişmekte olan toplumlarda "kalkınma sermayesi"nin büyük bir kısmı bu liderlik ve bürokrasi üzerinden aktarılır. Ayrıca Batıda, ortaya çıkarılan herhangi bir yolsuzluğa karşı güçlü bir toplumsal öfke gösterilirken, gelişmekte olan toplumlarda ne yazık ki böyle bir tepkiden söz etmek mümkün değildir. Dahası Batıda dönem dönem ciddi bir reformist eğilimin ortaya çıkmasına imkân tanıyan güçlü ve açık sözlü bir orta sınıf var. Dolayısıyla, yolsuzluk her iki yerde yapılsa da, sosyolojik bağlamları birbirinden ciddi farklılıklar arz eder. O yüzden, gelişmekte olan toplumlardaki olgunun bir bütün olarak Batı'daki ile kesinlikle aynı olmadığını söyleyebiliriz.” (Seyid Hüseyin Alatas || Entelektüeller ve Aptalar, s.15-16 - Babil Kitap)