"İslam ahlakının temeli kusursuzdur; dâhili, öznel duyarlılık olması gereken şeyler, harici bir düzen unsuru hâline getirilmiştir.Ahlaki davranışlara yöneltmek için bir isteğe gerek yoktur, ancak içten gelen emir gereği bunları yapma isteği vardır. Dâhili ile harici, hukuk ile ahlak duygusu ayrımı yapılmadığından -bunlar hâlâ bölünmemiş bir bütün arz ettiğinden din ile devlet de aynı şekildedir. “(*)
(Hegel)
*Hegel, George William F. (1965), Philosophy of History, New York: Dover Publicati-ons, s. 111-112; daha fazla bilgi için, bkz. Watt, Islam and the integration, s. 178-180;
Watt, W. Montgomery 1968), Islamic Political Thought, Edinburgh University Press, s. 23-
28; Lambton, Ann K.S. (1981), State and Government in Medieval Islam: An Introduction to the Study of Islamic Political Theory: The Jurists.
Bouma - İslam ve Demokrasi s.22 Sitare Yayınları
Güçlü bürokrasinin her kesiminin tartışma götürmez, kolay kavranılabilir, açık ve niyetli antı-yasallığı artık konuşulamaz noktaya gelmiştir. Teorik düzlemde kav-ranılmaktan uzaklaşan toplumsal olayların, devlet kutbunda yaşanan kısmı ne hukukla ne de devletin temsiliyle uyuşma-maktadır. Diğer taraftan toplumsal ahlak yoksunluğu da kav-ranılacak düzeyde değildir. Bu noktada kamuyu ilgilendiren her konu ve birey, teorik ve duygusal yakınlık içinde çözümlenmekten uzaklaşmıştır. Çürüme tam olarak burada, konuşulamayacak olan gerçektir.
Z. Bürtek - Sosyal Çürüme, s,23 - İnkilap Yayınları
“Oysaki içeriği ne olursa olsun bir fikri ve ilerleyişini takip etmek, başta siyaset ekonomi kültürel değişim gelişimler olmak üzere farklı paradigmaları dikkate alarak gözden geçirmeyi gerektirir.”
Sarı Nussıbeh - İslam’da Aklın Hikâyesi, Vakıfbank Kültür Yayınları- (S,9)