“ İslamdaki yaşam kavramının beden ve ruh arasındaki koordinasyon ve uyum anlamına geldiğinden hareketle, din ile siyaset ve cami ile kale arasında çok yakın bir bağ kurulmasının gerektiğini beklemekgayet mantıklıdır. Bouma'ya göre, "Dini faaliyet, insanı ve toplumsal grubu bütünüyle ilgilendirir."Bir taraftan İslam, insanı, gerçekte olduğu haliyle bütün olarak ele alınır, sadece insana düşünsel bir kavram olarak bakmaz. (*) İdealizm  pozitivizmin vb. görüşlerin aksine İslam pratik gerçekliği olmayan önermelerle ilgilenmez. Diğer taraftan, İslam insanı sadece ruhtan ya da sadece bedenden ibaret olarak görmez. İnsanlar sadece ruhtan ibaret değil melekleri; tümleşik, işlevsel ve sorumluluk sahibi bir bütünün parçaları olan, bütüncül, fiziksel, ruh zihinsel ve ruhani varlıklardır.”
(*) Bouma, Gary (1992), Religion: Meaning, Transcendence and Community in Aus-tralla, Cheshire, Melbourne, Australia: Longman, s. 67.
(*) Qutb, Sayyid (1992), Fi Zilal Al-Qur'an, Cairo: Dar Al-Shuruq, 17. Baskı, cilt 6. s.
3638-3639.
(Bauma, İslam ve Demokrasi, s.22 -Stare Yayınları)