İşte bu insan, yani Muhammed (sav), toplumun bu karanlık döneminde ışık
arayarak, tefekkürle ruhunu aydinlatma yoluna gitmişti. Bu, felsefi bir arayıştan çok, insanin kendi iç yolculugunun bir yansimasiydi. Tefekkür etmek, sadece bir kişinin toplumsal sorunlar karşısında çözüm asayişi degil, aynı zamanda insanin kendi içindeki değerler ve hakikatlerle yüzleşmesiydi.
Hz. Muhammed'de tefekküru en iyi şekilde yapmis, akil ve vicdanina sığmayan seylere bir çıkış yolu aramıştır.
Düşünce , sorgulama ve anlam arayisi, Tanri'nin ve onun peygamberinin ögrettigi en önemli degerlerden biridir. İslam’da akil, tefekkür ve derin düsünme, insanin kendi varh-gini, evreni ve Tanri'yi anlamasi için esas alinan temel yön-temlerdir. Bu anlamda, En'am Suresi'nin 104. ayeti çok dikkat çekicidir:
Rabbinizden gerçeği gösteren deliller geldi. Artik kim gözünü açip gerçegi görürse faydast kendisine; kim de gözünü kapatip körlük yaparsa zarari kendisinedir.( 6/ 104)
Mustafa Dağ Serkan Arslan,S.46
Araştırma Yayınları
Sayfa 46 - Araştırma Yayınları