Ragıp Sefa Sarı

Ragıp Sefa Sarı
• φιλοσοφία, philosophy, Felsefe Kur’an, 41/33
Gelişmekte olan ülkelerdeki eğitim ve bilim kurumları, özellikle de üniversitelerimiz, beyin göçü için verimli bir üreme alanıdır. Katı üniversite yapısı, bilim ve araştırma atmosferinin yokluğu, terfilerin akademik kriterlere dayanmayan usulü, araştırma önceliklerine ilişkin yanlış kararlar, bilim çevrelerindeki katıksız bürokrasi ve eylemsizlik, yaşlı bilim insanlarının eskimiş sosyal konumları ve gelenekleri ile genç bilim insanlarına yönelik muameleleri, zincirlerini kıramayan ve güncelliğini yitirmiş müfredat, ülkelerimizden beyin göçü için kurumsal itici güç sağlamaktadır. Seyid Hüseyin Alatas, Entelektüeller ve Aptallar S,164-165 - Babil Kitap
Sayfa 164 - Babil Kitap
Reklam
Artık hayatımızı yeniden tanımaya başladığımız yepyeni bir İslam anlayışı ile yaşamaya, şekillendirmeye çalışıyorduk. Bu anlayışa yabancılaşmış bir toplumda, vebalı muamelesi görmenin ne demek olduğunu tahmin edersiniz. Bu Müslüman olmanın, dinini yaşamaya çalışmanın sonucu ne yazık ki. Bu dinin ilk geldiği günlerde de, altmışlı yıllarda, iki binli yıllarda da pek bir şey değişmedi. İnan onlar açısın dan. Bu durumun daha ne kadar süreceğidini dinin tek sahibi olan Yaratan bilir. Mukaddes Özkan, Hatıralarım, sayfa 120 Anlam Yayınları
Sayfa 120 - Anlam Yayınları
"Entelektüel", akıl yetisini kullanarak fikirler ve maddi olmayan sorunlar hakkında düşünen kişidir. " Seyyid Hüseyin Alatas || Entelektüeller ve Aptallar, S,31 Babil Kitap
Sayfa 31 - Babil Kitap
Entelektüeller aşağı indiğinde aptallar yukarı çıkar. Tarihte aptallıkların ulusal sorunları çözmeyi başardığı hiçbir örnek bulamazsınız. Aptal kavramı da entelektüel kavramı gibi göreceli bir kavram. Göreve göre değişir. Bir bakan aile reisi olarak aptal olmayabilir ama bakanlığının başında aptallık sergileyebilir. Entelektüeller gibi aptallar da etkili bir grup oluşturabilir. Seyyid Hüseyin Alatas, Entelektüeller ve Aptallar -Babil Kitap (s.23)
Sayfa 23 - Babil Kitap
Bu noktada şunu ifade edelim ki; bu dinin kitabı Kur'an'ı iyi anlamak için cahiliye dönemini ve o dönemin dilini bilmek gerekir.(1) Çünkü vahyin indiği zemindeki birçok kelime, ifade, kültür hukuk ve gelenek, iyi veya kötü yönleriyle Kur'an'a yansımıştır. Başka bir ifadeyle; Kur'an'ın muhatabı müşriklerin o asırdaki inanç ibadet ve kültürleri bilinmez ise kitabı ve tevhidi doğru anlama imkanı olamaz. Ayrıca Kur'an'ın ilk muhattap çevresi bilindiğinde siyeri de doğru anlamak mümkün olur. Çünkü siyer bu cahiliye zeminini üzerinde oluşmuş ve yaşanmıştır. (1) Harun Öğmüş, Cahiliye Döneminde Araplar, İstanbul 2013, s.11. •Mehmet Azimli Cahiliye Döneminde Dinî Hayat, Fecr Yayınları (S,18)
Sayfa 18 - Fecr Yayınları
Reklam