Bizim memleketimiz bir deprem ülkesidir. her an, her yerde büyük bir depremin olması mümkündür. Deprem mekanizması yaklaşık 12 milyon sene önce oluştu o zamandan beri ülkemiz depremlere maruz kalıyor.
depremleri durdurmak mümkün değil ama her deprem de -6 Şubat 2023 Maraş depremlerin de olduğu gibi 50 binden fazla insanımızı bir gecede toprağa veremeyiz. O halde yapabileceğimiz tek şey "deprem dirençli" yerleşim alanları oluşturmaktır.(Mahin,2012)
Amerika, Japonya, Tayvan, Endonezya, İtalya, Çin vb. Ülkelerde -Türkiye (Anadolu Levhasından) (r.s.s.) çok daha büyük depremler meydana geldiği halde (Oluwafemi vd..2008) -deprem dirençli kentlere - sahip oldukları için bizim kadar can kaybı vermemektedirler.
Kentlerimizin büyük bir kısmı deprem kuşakları içerisinde yer alır. hatta birçok kendimizin yakınından ya da içinden aktif fay zonları geçer. kendimiz çok geç plansız ve çarpık gelişmektedir. "Mikro bölgelemeye" dayalı bir mekân planlaması yoktur.
Hatta bu kavramı birçok şehrimiz henüz duymamıştır. bile (Ansal,vd., 2004)
Nüfus yoğunluğu arttıkça insanımız dere içi, vadi yamaçları ve kıyı gibi daha az emniyetli ve riskli alanlarda yerleşmeyi zorlanıp sel, deprem, heylan, sıvılaşma tehlikelere karşı savunmasız hale geliyor.
Tehlikeli alanlarda binalarda gerektiği gibi imar ve iskân planlarına uygun olarak yapılmıyor. Yeterli denetim olmadığı için de maalesef, gecekondu mantığıyla yeni yeni semtler oluşuyor .
Ülkemizde bir kentin büyümesi o kentin gelişmesi anlamına gelmiyor.
Bizde bu iki kavram arasında malesef zıtlık var/bulunuyor.
*Deprem Dirençli Kenti, Büyük bir depremi asgari hasarla atlatan ve depremden sonra günlük hayata önemli bir değişiklik olmayan bir kent olarak tanımlamak mümkün.
Naci GÖRÜR/ Beklenen İstanbul Depremi, Doğan Yayınları, S,11 -12
Sayfa 11 - Doğan Yayınları