Ragıp Sefa Sarı

Ragıp Sefa Sarı
• φιλοσοφία, philosophy, Felsefe Kur’an, 41/33
İsa a.s. İle İlgili Ayetleri Okuma Klavuzu Ne zaman İsa (a.s.) ile ilgili bir konu açılacak olsa, bugün birçok Müslümanın aklına gelen ilk şey, onun ölmediği, göğe çekildiği, kıyamete yakın bir zamanda tekrar yeryüzüne indirilerek bir takım işler yapacağı şeklindeki sözleri tekrar etmek olacaktır. Bu sözler İslâm inancında öylesine kemikleşmiş bir inancın ürünleridir ki, bunu tersini iddia etmek, söyleyen kişinin dinden çıkarak kâfir, zındık v.s. olması anlamına gelmektedir. Biz bu yazımızda İsa (a.s.) ile ilgili ayetleri tahlil etmek yerine, onun ve diğer bazı ihtilâflı konular ile ilgili ayetlerin nasıl bir anlama yöntemine göre anlaşılması gerektiği üzerinde durmaya çalışacağız. Doğru bir okuma ve anlama yöntemi olmadıkça, din konusunda ortaya çıkan ihtilâfların en aza indirilmesinin mümkün olamayacağını düşünüyoruz. Bundan önce, Kur'an'ı Kerim'in biz Müslümanların inancını belirlemede nasıl bir konuma sahip olduğunu hatırlamaya, sonra da bu kitabın biz Müslümanların inancını belirlemede nasıl bir konuma sahip olması gerektiği üzerinde durmaya çalışacağız. Bugün Müslümanlar arasında ihtilâfa sebep olan başta Şefaat, Kabir azabı, Muhammed (a.s.) a isnad edilen mucizeler!, İsa (a.s.) nüzulü meselesi v.s. olmak üzere birçok mesele, bize Kur'an'ın direk olarak ortaya koyduğu ve onun ışığında anlaşılan meseleler değildir. Aksine Kur'an ayetlerinin hevaya göre yorumlanarak nasıl anlaşılmak isteniliyorsa öyle anlaşılmak istenilen meselelerdir. Kur'an'ın hiçbir ayetinde başta Muhammed (a.s.) olmak üzere, hesap günü bazı kimselerin bazı kimselere şefaatçi olarak onları cehennemden kurtaracağına dair bir tek ayet yoktur. Aksine bu inancın müşrik inancı olduğu için ret edilmesini merkeze alan ayetler sözkonusudur. Kur'an'ın hiçbir ayetinde kabir azabına dair bırakın en
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
-Ölümün Olmadığı Distopik Bir Dünya Anlatısı "Ölümle düelloya tutuşmayınca, yaşam trajik boyutunu yitiriyor ve artık aynı tadı olmuyor. Ölümlü olma duygusu, özgürlük arzusunun temeli, hem felsefenin hem de sanatın varoluş nedenidir. Bu nedenle tüm ürküntüleri geçici sevinçleri ve sonuçsuz isyanlarıyla sizinkilere ayrı bir sevgi duyuyorum." Amin Maalouf || Empodokles Dostları, S,162 -YKY Yayınları
Sayfa 162 - YKY Yayınları
"Seküler, Liberal, Kapıtalist bir düzende Allah'ın ahkâmında öngördüğü; kısas,(bknz 2/179) hırsızın cezası ( 5/38 - 39 )vs.İlahi ahkâm yasalarını hayata geçirmesini beklemek, tutarlı bir çaba değildir. Seküler paradıgmaya ses çıkararak vasatı/ortamı oluşturmadan ne zaman bir zülüm olsa, duygusal kaygılar ile İlahi yasalar zulmü kesecek ilham olarak yalnız ilhamda değil hayat kaynağı;(2/179) olarak temenni olmak ile kalıyor. Seküler/Liberal dogmalar dokunulmaz iken tevhidin /İslam'ın sesi sadece gündelik hayatta"folklorik" bir tini olarak kalıyor, âyetlerin hayatta hiçbir karışıklığı bulunmuyor. Bu vasatı inşa etmek samimi bir çaba gerektiriyor."
“İnsanların körleşme arzusu hep hafife alınır. Var olduğunu bilmek istemiyorlarsa, ömürleri boyunca yanından geçip seni asla görmeyebilirler.” Amin Maalouf || Empodokles’in Dostları
ULUS-devletler tarafından, yerli-milli, ezan-bayrak ve şanlı tarih retoriğine hapsedilen İslam toplumları; bu yolla islam toplumları olmaktan çıkarılarak, devlet toplumları haline getirildiler. devlet toplumları haline getirilen islam toplumları, bu nedenle, islami, hayati tercihler, ilkeler ve sorumluluklar söz konusu olduğunda bile, devlet onayı-kontrolü olmaksızın islami bir eylemde bulunamıyor. devlet toplumlarında, devlet, toplumun düşünme ve harekete geçme iradesini, devlet çıkarları ve yararları adına sınırlandırır, kısıtlarken islam’ı da aynı şekilde devlet çıkar ve yararları adına kontrol altına alıyor, kısıtlıyor. devlet çıkar ve yararları adına kısıtlanan toplumlar, gerçek toplum olma özelliklerini/niteliklerini yitirerek, otoriter popülizmin yabancılaşmalarına, kötülüklerine ve felaketlerine açık hale geliyor. (atasoy müftüoğlu)