Uzun zamandır bu kadar kısa sürede , bu kadar fazla sayfa okumamıştım. Kitabı elime aldığımda bırakamadığım için hemen okuyup bitirdim . Şimdi de bu kadar kısa sürede bitirdiğim için ağlayabilirim :)
Kitabı illa duymuşsunuzdur diye tahmin ediyorum. Yaklaşık 8 sene sonra bir daha okudum. Hem kitabını okumuş hem de filmini izlemiş biri olarak tam anlamıyla bayılıyorum bu esere. Hem konusu olarak , hem de yazarın anlatım şekli olarak sevdiğim kitaplar arasında bulunmakta.
Konu olarak çok genel değineceğim ; kanser hastası Hazel'in gittiği destek grubunda Augustus ile tanışmasıyla birlikte ikili arasındaki yaşananları anlatıyor kitabımız. Kitabın konusunu bu kadar çok basit anlattığım için kendime sinirlensem de çok fazla sıkmak istemiyorum.
Kitabı bitirdiğinizde hayata karşı bakış açınızın değişeceğini düşünüyorum. Hayatın ipleri maalesef ki bizim ellerimizde değil. Bir saniye sonra neler olacağını bilemiyoruz evet, ama insan ne geçmişine takılarak hareket etmeli ne de geleceğinden kaygı duyarak. Evet ,her birimiz kötü ya da iyi deneyimler yaşayacağız. Bunları öğrenmeden hayatı yaşıyorum diyemeyiz zaten. Şahsen bugün kitabı bitirdiğimde bazı konularda geçmişe takılı kaldığımı ve birçok konuda geleceğime karşı fazla kaygı duyduğumu fark ettim. Belki bu dediklerim ''anı yaşa'' sözüne denk geliyor olabilir ama aslında demek istediğim tam olarak o da değil.
Kitaptaki karakterlerimiz yaşadığı hastalık süreçlerinden dolayı artık bazı şeylerin farkında ''ölüm gibi''. Ölümün ne zaman bizleri bulacağı belli değil. Hazel ve Gus'ta tahminlerinin tutmadığını görmüş oldular. Şu an hala nefes alıyor ve yaşıyorsanız gözlerinizi açın ve farkına varın. Sizin yerinizde olmak isteyen onlarca kişi varken neden onlar değil de siz? Neden size verilen bu mucizeyi hakkını vererek