"Kırılan karıncalaraysa aldırma, bu dünyada o kadar çok karınca ülkesi, o kadar çok karınca var ki, sayamayız elektronik beyin ile, tüketemeyiz ezmek ile, kırmak ile..."
"İyi ki duymadın onların sesini. Bir duysaydın acırdın onlara... Bir ağlıyor, bir yalvarıyorlar ki, aman Allah, yüreği olan dayanamazdı, ben bir kuşken bile dayanamadım, acıdan yüreğim paramparça oldu. Sen hiç, sen hiç dayanamazdın sultanım, sen hiç! İyi ki duymadın onların feryadü figanlarını ... Askerlerin de duymuyor onların ağıtlarını, görmüyorlar akan kanlarını, kopan kellelerini... İyi ki görmüyorlar da bu savaşı böyle acımasız sürdürebiliyorlar. Bak şu göğe, bak benim kuşlarıma sultanım, hiç birisi karıncalar ülkesinin üstünde uçuyorlar mı? Karıncaların bu haline, kentlerinin bu yıkımına can dayanır mı, yürek olan yürek dayanır mı?"
"Dayanmaz" dedi sultan. " İyi ki görmüyor, duymuyoruz. Tüm yaratıklar duyabilselerdi savaş çığlıklarını bu dünyada savaş olamazdı. Savaşın iğrençliği bilinmeyen bir şeydir de, yaratıklar onun için kabul edebiliyorlar savaşı."