Mesele Bamya Değil, Bizim Vizyonumuz Dar
Dünya ikiye ayrılır arkadaşlar: Bamyayı henüz nasıl seveceğini keşfedemeyenler ve onun o kadife dokusuna kapılıp gidenler.
Şimdi dürüst olalım; herkes bir bonfileye, bir pizzaya âşık olabilir. Ama bamyayı sevmek sabır ister, emek ister; o incecik tüylerinin altındaki zarafeti görmek ister. Bamya bir hayat felsefesidir; kıymetini bilene şifadır, bilmeyene sadece “salyalı” bir hikâye…
Gelelim asıl meseleye…
Mutfakta tencereler kaynıyor, ekşiyle harmanlanmış o enfes koku evi sarıyor. Ama karşımda tabağına bakıp “Başka bir şey yok mu?” demeyecek birine ihtiyacım var.
İlanımdır:
Hayatı bir gurme titizliğiyle yaşayan, tabağındaki bamyayı bir sanat eseri gibi karşılayan, “Limonunu az mı sıktık?” dediğimde gözleri parlayan o ‘yar’ aranıyor.
Çünkü biliyorum ki bamyayı seven; zorluklara göğüs gerer, detaylara takılmaz ve en önemlisi hayatın gerçek lezzetlerini klişelerin dışında arar.
Son sözüm şudur:
Benimle birlikte bamya yiyecek bir gönül ortağı arıyorum.
Adaylarda aranan tek özellik; tabağa bakınca sadece sebze değil, bir karakter görmesi.
Kapımız her damağa açık değil.
Sadece bu lezzetin esasını bilenlere…
Not: Bu yazı yazılırken bamya ocaktaydı.
Tesadüf değildir.
Alıntısız. Şahsına münhasır...